Bu Blogda Ara

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Sinop'ta Cerkes Dugunu -2-

video

Sinop'un Bektaşağa köyünde yapılan Çerkes düğününden bir bölüm -2-...

Sinop'ta Çerkes Köyleri

SİNOP Ayancık Yenice Abaza
SİNOP Ayancık Ayancık Kasabası Abzekh,Şapsığ,Ubıh,Abaza
SİNOP Ayancık Büyükdüz Abzekh,Şapsığ,Ubıh,Bjeduğ
SİNOP Ayancık Gökçebel (Sakarabaşı) Abaza
SİNOP Ayancık Armutluyazı Abzekh,Şapsığ
SİNOP Ayancık Ömerdüz Abz,Şap
SİNOP Durağan Gökdoğan (Çerkezler)
SİNOP Durağan Durağan Kasabası
SİNOP Erfelek Dağyeri Abzekh
SİNOP Erfelek İncirpınar Abzekh,Şapsığ
SİNOP Erfelek Tekke (Karabağı) Abaza
SİNOP Erfelek İncemeydan Abaza
SİNOP Erfelek Soğuçalı (Soğucak) Abzeh,Şapsığ
SİNOP Gerze Tilkilik
SİNOP Gerze Gerze Kasabası
SİNOP Gerze Acısu Abzekh,Ubıh
SİNOP Merkez Kızılabalı
SİNOP Merkez Sarıdüz Abaza,Şapsığ
SİNOP Merkez Avdan Abzekh,şapsığ,Ubıh
SİNOP Merkez Bektaşağa Abzekh,Şapsığ
SİNOP Merkez Kümesköy Ubıh
SİNOP Merkez Çobanlar
SİNOP Merkez Dibekli
SİNOP Merkez Sarıkum Abz,Şap
SİNOP Merkez Şamlıoğlu (Şamcıoğlu)
SİNOP Merkez Taşmanlı
SİNOP Merkez Uzungürgen Aba
SİNOP Merkez Osmaniye
SİNOP Merkez Karapınar Aba
SİNOP Merkez Erikli ,Abaza
SİNOP Türkeli Kocaköy Şap,Abz,Aba
SİNOP Türkeli Helaldı,Emrelli Mahallesi Şap,Abz
SİNOP Türkeli Kuzköy,Kuzuköy Şap,Abz
SİNOP Türkeli Gökçealan,Cible Yovca Mah. Abz,Şap
SİNOP Türkeli Kalasa,Direkli Aba
SİNOP Türkeli Alagöz,Sırtıvan
SİNOP Türkeli Tavaca Köyü Abzekh ,Ubıh,Şapsıg

29 Temmuz 2008 Salı

Sinop'ta Cerkes Dugunu -1-

video

Sinop'un Bektaşağa köyünde yapılan Çerkes düğününden bir bölüm...

14 Haziran 2008 Cumartesi

ADİGELERDE KADININ YERİ

Hanceriy bir yazısında Şöyle bir olay anlatır :

Yaşlı bir Adige kadınının savaşta üç oğlu varmış.

Bunlardan ikisi cephede can vermişler ve kadının son kalan oğlunu da kanlar içerisinde can çekişirken bir atın sırtında kapıya getirmişler bir gün.

Yaralı adam kapısının önüne gelir gelmez bir kelime dahi söyleyemeden boş bir çuval gibi atın üzerinden yuvarlanıp, anasının ayakları dibine düşmüş ve oracıkta can vermiş.

Kadın hiç bir telaş göstermeden oğlunu getirenlere dönüp sormuş – oğullarım yiğitçe savaştılar mı ?

Diğerleri cevaplamışlar – Evet, kahramanca savaştılar,düşman karşısında asla geriye dönmeksizin yiğitçe mücadele ettiler.

Kadın bu sözü duyduktan sonra ancak ölen oğulları için ağlamağa başlamış. Bir yandan ağlayıp bir yandan "babalarına yakışır şekilde yaşayıp ölen yiğit oğullarım,güzel evlatlarım " diyerek ağıtlar yakıyormuş. Kadın bir an duralamış ağlamasını kesmiş ve şöyle söylemiş: "Hayır ben şanssız,bahtsız bir kadın değilim,yüreğim rahat oğullarımın akibetlerini bilerek,yiğitçekahramanca öldüklerinden emin olarak evlatlarım için ağlayıp yas tutacağım,ama şanssız ve bahtsız değilim.

Hanceriy bu olayı anlattıktan hemen sonra ekliyor ve şöyle diyor devamında : Gördünüz mü Adige kadınını, onun mitolojideki kadın kahramanlardan farkı nedir ?

Dışarıdan Kafkas halklarını gözlemleyenler açısından ele alacak olursak bunların pek çoğu Adigelerin kadına bakış açısını tam olarak kavrayabilmiş değillerdir,hala da böyleleri vardır günümüzde.

Kadının özgürlüğünü sınırlayan doğu kültürleri ile Adige kültürünü bir tutanlar maalesef hala mevcut .

Elbetteki bu kanaat büyük bir yanılgı olduğu gibi bu tür düşünenleri haklı çıkartacak hiç bir örnek te gösterilemez.

Hanceriy bir başka yazısında Adigelerin kadına bakışlarının Asya’daki diğer müslüman halklar gibi olmadığına örnek olarak Met çunatıko Yusuf İzzet paşadan naklen şöyle söyler : " Doğu toplumlarında olduğu şekilde Adigeler’de kadın ağır işlerde çalıştırılmaz.

Onlarda adet olduğu şekilde bizde erkekler bir kenara çekilip kadını sert yamaçlarda ziraat işlerinde,tarım işlerinde bahçe işlerinde çalıştırmazlar…"

Adigelerde erkeğin kadına el kaldırdığı , küfrettiği veya aşağılayıcı sözler söylediği duyulmuş görülmüş değildir.

Ve bu tür hareketler çok büyük bir ayıp olarak karşılanır toplum tarafından.

Dolayısıyla da Adigelerin kadına bakışlarını islamın yaklaşımıyla aynı görmek ve Adigelerin kadını müslüman doğu toplumlarının bakış açısı ile değerlendirdiğini söylemek doğru değildir.

Adige töresinin kadına verdiği değeri ve kadına bakışını yansıtan pek çok örnek vardır söylencelerimizde.

Mesela Seteney guaşe,Adiyuh, Meliçıphu,Dahenağue,Laşın ve benzeri pek çok örnek görebilirsiniz bu konuda.

Söylencelerden örneklediğim bu kadınlar hepsi aynı veya birbirinin benzeri karakterde değillerdir,onlara dair anlatılan olaylar da belki birbirinin zıddı olaylardır fakat bunların hepsinde Adige kadınına dair,Adigelerin kadına bakışına dair güzel örnekler bulabilirsiniz.

Bu söylencelerde örneklerini görebileceğinin bakış açısı ve değerlendirme biçimi bir kaç yüzyıldan günümüze kadar önemini yitirmeksizin devam edegelen bir Adige töresidir.

Mesela Seteney Guaşe'yi ele alalım.Onun Mitolojideki yeri diger kahramanlarla kıyaslandığında hiç te küçümsenmeyecek kadar önemlidir.Hatta daha ileri giderek "belki de seteney guaşe olmaksızın nart destanları bu günkü önemini kazanamazdı" diyebilirim.

V.İ.Abaev bu konuda şöyle söyler: "Eğer Nart destanlarından bir erkek kahraman eksilse bir şey olmaz ama Seteney bu destanların -olmazsa olmaz-karakteridir."

Şoten Askerbiy "Kadının üstünlüğünü ve değerini gösteren bu destanın bir benzerinin dünya kültürlerinde ve mitolojilerinde olmadığını" söyler bir yazısında.

Nart destanlarındaki erkek kahranmanların pek çoğunun öldüğünü veya bir şekilde yaşamlarının son bulduğunu görürsünüz fakat bu destanların hiç bir yerinde Seteney Guaşenin öldüğünü söylemez,bir yoruma göre bu onun yaşamının son bulmasını kabullenemeyen o halkın isteğinden ve destanı bağlayış biçiminden kaynaklanır.

Çünkü Seteney güzeldir,akıllıdır,alımlıdır,o nartların annesidir,danıştıkları akıl hocalarıdır,ileri görüşlülüğü ile onların gözüdür,sevecenliği ve ile iyiyi ve güzeli gösterendir,namuslarıdır kısacası.İncelediğinizde dürüstlük ve açıksözlülükte seteney'i gölgede bırakabilecek bir başka tanrı yoktur Adige mitolojisinde.

Günümüzde bile seteney güzelliğin,dürüstlüğün,ileri görüşlülüğün,asaletin ve aklın bir tarifi gibi görülür, bu gün bile Adigeler,Abhazlar,Asetinler kadını yüceltmek ve methetmek istediklerinde " o seteneydir, seteney gibidir" vb. İfadeler kullanırlar.

Bir diğer örnek olarak meliçiphu'ı alırsak o seteney gibi bilge,güzel,akıllı değildir mesela. Bu söylencenin ortaya çıktığı dönem ataerkil topluma geçildikten sonraki zamandır. Bu söylencede verilmek istenen mesaj " gerçek kadın güzelliği ile değil aklı ile kendisini kabul ettirendir " şeklinde özetlenebilir kısaca.

Buradaki kadın kahraman küçük ve zayıf,sıradan,hatta komik bile denebilecek bir kişiliktir ilk bakışta, fakat incelendiğinde görülürki burada da kadının toplumdaki yerine,önemine ve Adigelerin kadına bakışına dair pek çok örnek vardır.

Adigeler kadına en çok değer veren halklardan biri olagelmişlerdir herzaman.Gerek toplumu ilgilendiren genel işlerde,gerek kendi cemiyeti ve dar çevresi,gerekse aile çevresi içerisinde her zaman kadının çok önemli bir yeri ve değeri olagelmiştir.

Bütün bunların ötesinde sadece Adige töresini incelemiz bile kadının yeri ve önemi konusunda yeterince bilgi sahibi olmamız için yeterlidir.

Hanceriy bir yazısında Kadına gösterilen saygının Adige töresinde en önemli geleneklerin başında yeraldığını belirterek şöyle söyler : Öldürülen birinin intikamını almak için kılıç elde yola çıkan bir grup, araya bir kadın ricacı girdiğinde yollarından döner ve silahlarını bırakırlar.

Bu ve bunun benzeri örnekler pek çoktur eski Adige söylencelerinde.

Eskilerde tüm toplumu ilgilendiren önemli konularda kadınlara danışıldığı zamanlar ve bu tür olayları anlatan pek çok örnek vardır. Fakat zaman içerisinde Adigelerde de kadın toplum işlerinden çekilmiştir , fakat yinede aile ve toplumdaki saygınlığı aynı şekilde günümüzde de devam etmektedir.

Adige töresinde kadına saygı sadece namus kavramı ile açıklanamaz. Erkek için öngörülmeyen pek çok hak kadına verilmiş ve saygı bu ilişkilerin temeline olmazsa olmaz koşul olarak konulmuştur.

Bir kadının hatırını kırmak,onu incitmek ve ona karşı saygısızca davranmak en ayıp işlerden biri olarak görülür.

Adigelerde kadına verilen değer yaşamın her alanında belirgin bir biçimde gözlemlenebilir.

1829 yılında Kafkasyada bulunan Belçikalı bir bilimadamı olan Jan şarl de bess şöyle anlatır kitabında : "Bir atlı yolda bir kadın ile karşılaştığında,atından iner ve atını kadın'a verir binmesi için;eğer kadın bunu kabul etmezse adam atının gemini tutarak kadına gideceği yere kadar yaya olarak eşlik eder."

Bir atlı yolda bir erkekle karşılaştığında eğerinin üzerinde hafifçe doğrulup onu selamlaması yeterli idi,fakat eğer bir kadınla karşılaşmışsa atından inip onu selamlamak ve ona bir süre eşlik ettikten sonra yoluna devam etmek gerekirdi.

Bir gurup erkeğin oturduğu bir odaya kadın davet edildiğinde veya öyle bir ortama kadın geldiğinde kadın en iyi yere oturtulur ve erkekler ayağa kalkarak ona güzel sözler söylerler gönlünü alırlardı. Sofrada olanın iyisi kadına ikram edilirdi,odada bir kadın olduğu sürece sert bir ifade ile konuşulmaz.kötü söz ve küfür benzeri kelimeler kullanılmaz,bu tür konuşmalar kadına duyurulmazdı.

Kadının gözü önünde hayvanlar kamçılanmaz,onlara vurulmaz,bir yolculuğa çıkılacaksa, kadınlar sürücünün at'ı(veya öküzü) kamçıladığını görmeyecek şekilde oturtulurlardı.

Çeşmelerde veya derelerde kadın suyunu doldurup işini bitirmedikçe atlılar oraya atlarını sulamak için girmezlerdi.

Dörtnala giden atlı eğer kadınların olduğu bir yerden geçiyorsa yavaşlardı,silahını göstererek tutmaz,kadının olduğu yerde silah çıkmazdı.

Eğer erkek bir kapı önünden geçerken bir kadının odun kırdığını veya benzer ağır bir iş yaptığını görürse yanına gider o işi kadının elinden alıp kendisi yapar ve sonra yoluna giderdi.

Yolculukta kadının rahat etmesi için azami özen gösterilir, eğer dağda,ormanda veya yolda yemek yenecekse kadına yemek yaptırılmaz bu iş erkekler tarafından yapılırdı.

Görüldüğü gibi Adige toplumu töresinin gereği olarak kadını en üst mertebede tutmakta ve ona hakettiği değeri vermektedir.

Bunun yanısıra büyük sıkıntılar çekip baskılara uğrayan,pek çok hakkı gaspedilen kadınlar da olmuştur toplumumuzun içerisinde.Fakat bunun asıl sorumlusu Adige toplumu ve töresi olmayıp sonradan pek çok geleneğimizin deforme olmasına yolaçan din kaynaklı davranış biçimleri ve bunu kendi çıkarları için en iyi şekilde kullanan feodalitedir.

Bu tür istisnalar hiç bir zaman Adige toplumunu ve töresini tümüyle sorumlu kılmaz ve kapsamaz fakat yinede günümüzde bile o dönemlerden kalmış ve Adige kültürüne uygun olmayan pek çok hatalı davranış biçimi hala muhafaza edilmektedir maalesef.

Mıjey Mihail. Adige töresi ve bugünümüz- İsimli kitabından alıntı.

Adige Psalhe gazetesi 12.5.2001 Nalçik

HALKIN TUTKALIDIR XABZE

Adige xabze toplumumuzu bütünleştiren ve bir arada tutan en önemli ortak noktamızdır.

Dikkat ederseniz ‘Adige’ sözcüğünün bir parçası haline gelmiş ve bu söz ile birlikte anılan pek çok kelime var dilimizde :

Adige nemıs , Adige nape , Adige psalhe ,Adige wune , Adige faşşe , Adige şhinığue , Adige uk|ıte , Adigeş , ...vb

Adige wune sözcüğünün anlamı içerisinde oturulan ev,bina demek değildir sadece.Bu sözcüğün asıl anlamı o evde içtenlik ,dostluk,misafirperverlik,saygı ,insanlık gibi pek çok değerin bir arada bulunabileceğini anlatır.

Adige nape Bu sözcük yine kişinin görünüşünü,güzelliğini anlatmaz anlam olarak;utanacağı şeyleri geleneğe aykırı şeyler, ahlaka aykırı şeyleri yapmamış olmak,toplumda sevilen sayılan insan olmak kastedilir bu söz ile.

Adige faşşe sadece etimizi örten, alelade giysi anlamından öte güzelliği,zerafeti ve asaleti ifade eder.Bu giysiyi taşıyanın asil,zarif dürüst ve örnek insan olması,taşıdığı kıyafeti yaratan kültürü hakkıyla temsil etmesi beklenir.

Adigel|ı sadece Adam manasına gelmez,dürüstlük,yiğitlik,samimiyet,sözünün eri olmak,ahlaklı olmak,vicdan sahibi olmak anlamlarını taşır.

Adige bzılxhuğe Kadının geleneğimizdeki yeri nedeni ile en önemli sözcüklerden birisidir dilimizde.O halkımızın geleneğini taşıyan yaşatan,bizlere öğreten Annedir ,sevimli saygılı kızkardeştir,ilgili özenli sevecen eştir,soyumuzu devam ettiren köktür , güzelliği dünyaya nam salmış temizliğin asaletin maharetin nezaketin sembolüdür.

Adige wunağue içerisinde her ne kadar karar erkeğe ait olsa da ailenin temeli danışmaktır.

O nedenle ailede erkeğin görevi de kadının görevi net bir biçimde belirlenmiştir.

Kadının iğne-ipliğine , tenceresine,tabağına, ocağına buna benzer kadın işlerine erkek karışırsa, kadın da erkeğin işlerine müdahale etmeye kalkarsa o zaman ailede huzur olması mümkün değildir.

Ailede baba çocukların her açıdan örnek aldığı kişidir, onların gözü önünde ailede kavga olursa,ailede düzensizlik ve kargaşa hakim olursa,ailede birbirine saygı yok olursa o çocuklardan ne cemiyete ne aileye bir yarar gelmez.

Maddi açıdan sorunlar olsa bile ailede huzuru olan, güçleri yettiğince ellerindekini başkaları ile paylaşabilen , cemiyet ile iyi ilişkiler kurabilen ailelerden sağlıklı çocuklar yetişir. Böyle nesiller yetiştirebilmek hem aile için hem millet için bir güvencedir.

Bu günkü kadınlarımız eskiden halkımızın arasında bulunmuş yabancı yazarların anlattıkları kadın profilinden oldukça farklıdır.Kadınlarımız kendi evinden kendi bahçesinden dışarı çıkıp toplum hayatına gireli ,sanatın bilimin zahmetli yolculuğuna çıkalı oldukça uzun zaman geçti.

Artık ailenin geçimini temin eden kadınlar olduğu gibi erkek ile eşit sorumluluk ve yük paylaşan kadınlar da var,öte yandan devlet te onlardan yana bu konuda.

Fakat şartlar ne kadar değişmiş olsa da Adige ailesinde eskilerden kalan güzel gelenekler ve kadın erkek arasındaki ilişkinin güzel örnekleri bu gün hala muhafaza edilir,devam ettirilir.

Yemık|u Ateşi dağıtmak,kuş yuvasını ellemek (bozmak),sığırcık veya benzer kuşları vurmak,müjdeli bir haber getiren kişiye hediye vermemek , küçük ve genç kızların bacaklarını ayırarak oturmaları-durmaları,çocuğun elinde kendisine ait olmayan bir eşya gördüğü halde onu nereden aldığını sormamak eve getirtmeden sahibine iade etmesini sağlamamak ve bu konuda çocuğu eğitmemek.(Bu çocuğun hırsızlık yapmamasında ve yalan söylememesinde önemli bir etkiye sahip geleneklerdendi)

Bizim geleneklerimizde yabancı çocuk yoktur.Çocuğu eğitmek bütün çevrenin köyün-mahallenin aynı derecede sorumluluğudur.

Evde misafir varken ailenin kendi işlerinden bahsetmesi ayıp sayılırdı,

Misafir ile nizahlaşmak tartışıp iddialaşmak ayıp sayılır.

Misafirin giysileri bile ailenin sorumluluğundaydı.

Misafir olan sofrada ev sahibi hizmet eder misafirin sıkılmamasına mahçup olmamasına özen gösterir.Misafir kalkmadıkça ev sahibi sofradan kalkmaz misafir yemeğini bitirinceye kadar ona eşlik eder.

GELENEĞE UYMAYAN DAVRANIŞLAR

Yurduna halkına ihanet etmek.

Yurduna halkına hizmetten kaçınmak.

Yurdunun halkının tarihini bilmemek.

Halkını ve vatanını kötülemek.

Büyüğünün değerini küçümsemek.

Büyüğün isteğini yerine getirmemek.

Büyüğün yolunu kesmek,onun önünde oturmak.

Yaşlılara yardımdan kaçınmak.

Anneyi incitmek,babaya itiraz etmek.

Akraba ve kardeşlerine karşı soğuk ve ilgisiz davranmak.

Yiyecek konusunda cimrilik etmek.

Yiyeceği beğenmezlik etmek.

Yolda caddede bir şey yemek,sakız çiğnemek.

ADİGELER VE YILDIZLAR

ADİGELER VE YILDIZLAR

Eski Adigelerin yaşamında yıldızların önemli ve farklı bir yeri olduğunu biliyoruz.

Mesela yıldızlara verdikleri isimlerden yıldızların bu insanların yaşamındaki yeri hakkında bir fikir edinebiliyoruz.

Başka halkların dilinden alınmadığı belirgin bir şekilde görülmekte olan bu isimleri aşağıda sıralıyorum :

Dığe дыгъэ Güneş

Maze Мазэ Ay

Şıxulhağue Шыхулъагъуэ Samanyolu

Vağuezeşibl Вагъуэзэшибл Büyük ayı

Yiş'herevağue Ищхъэрэвагъуэ Kutup yıldızı

Vağuekan Вагъуэкъан Mars, Jüpiter , Satürn

Vağueabrec Вагъуэабрэдж ------------------------------------?

Nehuş'vağue Нэхущвагъуэ Venüs (zühre yıldızı)

Vağueyij Вагъуэиж Kayan yıldız (göktaşı)

5 yıldız (akşemvağue veya hıeşh'ejvağue [akşam yıldızı veya iftar yıldızı] olarak adlandırılır)

Bunlar : Sirius-сириус , Kemer-арктурэ , Kapelle-капэллэ , Alfa-алъфэ , Beta-бэтэ

Vağueguşe Вагъуэгущэ ------------------------------------?

Şogueğağevağue Шогуэгъагъэвагъуэ ------------------------------------?

Vağuesogure Вагъуэсокъурэ ------------------------------------?

Vağuegublaşxedec Вагъуэгублащхьэдэс ------------------------------------?

Vağuebaş Вагъуэбаш Berenis takım yıldızı

Vağueh'elıve Вагъуэхьэлывэ ------------------------------------?

Vağueşelhakhe Вагъуэщэлъахъэ Lyra(çalgı takımyıldızı)

Vağuebe Вагъуэбэ Delfin takımyıldızı

Vağuek'ıapse Вагъуэк|апсэ Andromeda takımyıldızı

Vağueşığe Вагъуэщыгъэ ------------------------------------?

Vağuedemekue Вагъуэдэмэкъуэ ------------------------------------?

Dey jığ vağue Дэй жыг вагъуэ ------------------------------------?

Temırkazakvağue Тэмыркъэзакъвагъуэ ------------------------------------?

Yıldızları yukarıda sıraladığımız şekilde isimlendiren Adigeler Yıldızların durumuna göre yaşamlarını düzenler,çiftçiler yıldızların doğuşuna batışına göre işlerini düzenlerler , denizciler Azov denizine ve karadenize yıldızların durumuna göre açılırlardı.

Mesela avcılar ve savaşçılar yollarını yıldızların durumuna bakarak bulurlar,gidecekleri hedefe hiç şaşmadan ulaşırlardı.

Söylencelerde yerini almış şu kalıplaşmış ifade bunun en iyi göstergesidir. : Madem ava çıkıyorsunuz Şıxulhağue (samanyolu) yi izleyin,o sizi hiç şaşırtmaz.

Adigelerin astronomi bilgisinden istifade ile geleceğe dair tesbitlerinde bahseden Hanceriy "kutup yıldızı,büyük ayı ve samanyolunu sürekli yön belirlemek için kullandıklarını,yıldızlara bakarak doğada olabilecek önemli değişimlere dair tahminlerde bulunduklarını ve bu tür yetenekleri olan kişilerin Adigeler arasında çok itibar gördüklerini" anlatır bir yazısında.

Yeni doğan ay'ın durumundan ve hilalin uç kısımlarının kıvrılışından o ay iklimin ve havanın nasıl olacağına dair tahmin yürütülür günlük hava tahminleri ise güneşin doğuşuna batışına göre tahmin edilir tarım ve benzer işlerle uğraşanlar buna göre işlerini düzenlerlermiş.

Vağuebe (delfin takımyıldızı) kuzey Kafkasın gökyüzüne yerleştiğinde (mart ay'ı içerisinde)bu ilkbaharın başlangıcı , bu yıldızın gökyüzünde görünmez oluşu ise sonbaharın başlangıcı olarak kabul edilirmiş.

Akşamvağue (beşli yıldız grubu) ile iftar saatlerini , Nehuşvağue (zühre yıldızı) ile sahur saatlerini belirlerlermiş.

Vağuebe (delfin takımyıldızı) ile yılın mevsimleri tayin edilirmiş, bu yıldızın kafkas gökyüzünde görünmesi 21 mart tarihine tekabül eder, bu aynı zamanda yeni yılın başlangıcı olarak ta kabul edilirmiş.

İlk baharda bu yıldızın topraktan çıktığına , yazın tarım alanlarını , sonbahar da ormanları ve yüksek ağaç tepelerini aydınlattığına ,kışın ise yine toprakta kaybolduğuna inanılırmış.

Yazın ve kışın en soğuk ve en sıcak günlerinin bu yıldız ile ilgisi olduğu düşünülür mevsim normalleri dışındaki havaların bu yıldızın konumundan kaynaklandığına inanılırmış.

Adigeler Ay'a ayrı bir önem verir ve saygı duyarlarmış.

Bu durum kuzey kafkasya da yapılan kazılarda ve bulunan tarihi eserlerde net bir biçimde farkedilmektedir.

Hatta bu gün bile yeni ay yükseldiğinde üç adım atılarak dua edilmesi şeklinde bir inanç mevcuttur.

Ayın dolunay halinde,gümüş bir yüzüğün içerisinden bakarak geleceğe dair olayların görülebildiğine inanılır bu yöntem genç kızlar arasında (bu şekilde kısmetin görülebileceğine inanılarak) çok rağbet görürmüş.

Kafkas inancına göre Ay'ın güneşin kızkardeşi (bir kısmı tarafından da erkek kardeşi )olduğuna,güneşin büyük, ayın küçük kardeş olduğuna ve ikisi arasında sonsuz bir sevgi bulunduğuna hatta zaman zaman karşılaştıklarında sıkı sıkı sarıldıklarına inanılırmış.

Oysa bu sımsıkı sarılmalar olarak nitelenen durum ortaya çıktığında yani güneş veya ay tutulması olduğunda da bunu pek istemezler, birinin diğerini serbest bırakması için şapkalarını çıkartarak dua ederlermiş.

Adigelerin bu inanışlarından 15.yy başlarında yaşayan fransız Abri de la motre bahsetmektedir.

James bell 1837-1839 yıllarında kafkasyada bulunduğu sırada tuttuğu günlüğünde Adigelerin ay ve güneşle ilgili inanışlarından uzun uzun bahsetmektedir.

Adigeler güneşe de tıpkı ay'a olduğu gibi pek çok inanış ile yaşamlarında yer vermişlerdir.Kafkasyada yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkartılan taş oymaların ve pek çok eşyanın üzerinde güneş ve ay motiflerine çok sıklıkla rastlanır.

Bazı Adige boylarında son yüzyılın ilk yıllarına kadar güneşe ilahi bir özellik atfedilmiş,bu günkü tanrı inancının yerine konulmuştur.

Dığedışe (altın güneş) denilmiş,aileye giren yeni gelinlere değer verildiğini göstermek ve aileye uğur getirmesi için güneşle ilgili isimler dığe,dıpenehu,dığeues,dığedışe,dığenur,dığetsıuk vb. konulurmuş.Bu gelenek günümüzde de hala devam edegelmektedir

Sonuç olarak gökyüzünün ve yıldızların Adige yaşamında çok önemli bir yeri olduğunu,yıldızların her birinin ayrı ayrı bu insanların yaşamında, günlük hayatlarını düzenlemede özel bir önem ve anlam taşıdığını söyleyebiliriz.

Adigeler yıldızların durumlarından kaynaklandığına inandıkları değişimleri ve tabiat olaylarını din ve tanrı inancı ile de ilişkilendirmişler zaman içerisinde bu iki inanış neredeyse birbirinin içerisine geçmiştir.

Kalmık İbrahim. Adige xeku dergisi Sayı : 1992/1

Çeviri:Ergün YILDIZ

NOT:Bazı yıldızlara adigeler tarafından verilen isimlerin türkçe de tam olarak hangi yıldızlara karşılık geldiği bilinemediğinden bu türden olan isimlerin karşılıkları boş bırakılmıştır.

22 Mayıs 2008 Perşembe

BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ - UNUTMA UNUTTURMA

21 MAYIS 1864 - UNUTMA UNUTTURMA

1859 yılından itibaren başlayan anavatanından ayrılmalar, 21 Mayıs 1864'den sonra daha da şiddetlendi. 1860 yılında 4 milyon olan Kafkaslı nüfusu, 1897'de 1.660.000 sayısına inmişti. Adıge-Abaza-Ubıh grubundan oluşan Kuzeybatı Kafkasyalılar 85 % 'ler düzeyinde; Oset, Çeçen ve Dağıstanlı 10-15 % ‘ler düzeyinde anavatarlarından sürüldüler. Gerçekte bu sürgün, bir soykırım niteliğine dönüştü. İşte bu nedenle, 21 Mayıs 1864 günü Çerkeslerin yas günüdür. Anavatanlarından sürülen Kafkaslı sayısı 1.400.000-1.500.000 civarındadır. Sürülenlerin dışında, vatanında kalan Çerkesleri zorlamak için uygulanan politikanın özü şuydu ; ”Kaçırmak veya göçürmek istiyorsan, evleri, tarlaları, yak-yık, kaçmaktan ya da, aç kalıp ölmekten başk bir seçenek bırakma...”


Tarihçi M. Venyukov : “...Savaş son derece amansıca sürüyordu. Biz, geri dönülmesi olanaksız olacak şekilde, askerin ayak bastığı her yeri, son kişiye kadar Çerkeslerden temizleyerek ilerliyorduk...”

Grand Dük Michael : Çerkes İleri gelenlerine, “Size bir ay süre veriyorum. Bir ay içerisinde ya Kuban ötesinde gösterilecek yere gidersiniz, ya da Osmanlı topraklarına gidersiniz. Bir ay içerisinde sahile inmeyen köylüleri ve dağlıları savaş esiri sayarım.”

Rus Tarihçi Zaharyan : “Çerkesler bizi sevmezler. Biz onları, özgür çayırlarından çıkardık. Avullarını yıktık. Bir çok kabile tümüyle yok edildi...”

Muhalif N.N. Rayevski : “Kafkasya'da yaptıklarımız, İspanyolların Amerika'da uyguladığı olmusuzluklarının aynısıydı. Dilerim ki, yüce Tanrı Rus tarihinde kan izlerini bırakmasın.”

Fransız Fonvill : “Gemicilerin gözü doymuyordu. 50-60 kişilik gemiye 200-300 kişi alıyorlardı. 600 kişiyle yola çıktık. Ancak Trabzon'a 370 kişi sağ çıkabilmişti.”

Polonyalı Teophil Lapinski : “...Açlık ve hastalık had safhada. Trabzon'a gelen 100.000 kişi 70.000 kişiye indi. Günlük ölü sayısı 500 kişidir. Trabzon'da bu sayı 400 kişidir. Gerede Kampı'nda 300 kişi, Akçakale ve Sarıdere'de ünlük ölüm 120-150 kişi arasındadır.”

Rus A.P. Berge : “Novoroski koyu'nda 17.000 kadar dağlının toplandığı kıyıda gördüklerimi unutamam. O duruma, hristiyan da, müslüman da, ateist de olsa dayanamaz. Rus tarihinin yüz karası olan bu acılı sayfa, Adıge tarihi açısından bûyük zararlara yol açtı. Sürgün, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeleri, tarihini ve politik bir birlik olma sürecini uzun yıllar kesintiye uğrattı.”

Kafkasya'dan zorla çıkartılan Çerkesler geri dönüş için fırsat kollamaya başladılar. O da gecikmedi. 1877 yılındaki Osmanlı-Rus savaşı önemli bir imkandı. Seksen yaşındaki ak sakallı ihtiyarlar ve henüz sakalı bıyığı çıkmamış genç çocuklar, Türk ordularıyla Balkan ve Doğu cephelerinde Ruslar'la çarpıştılar. Bu sefer de kader yardım etmedi.

1917 Şubat devrimi tüm Rus olmayan halklar gibi Kuzey Kafkasyalılar'da da özgürlük ve bağımsızlık umutlarını güçlendirdi. Mayıs 1917'de Vladikafkas kentinde toplanan Kuzey Kafkasya Halklarının Genel Kongresi 'nde, “Merkez İcra Komitesi” (yerel hükümet) seçildi. Hükümet, ülkeyi bağımsız ve egemen olarak, “Tüm Rusya Kurucu Kongresi”ne götürecekken, Ekim 1917 devrimi imkân bırakmadı.

Kuzey kafkasya merkez İcra komitesi (hükümeti), II. Kongre'nin verdiği yetkilere dayanarak, Kuzey Kafkasya'yı bağımsiz bir cumhuriyet olarak ilan etti (11 Mayıs 1918). Bu cumhuriyet hukuki olarak, bugünkü tûm federe Kafkas Cumhuriyet bôlgelerini kapsıyordu. Hukuken ve fiilen tanımalar da olmuştu ki, ancak ônce General Denikin'in beyaz Rus Gönüllü Ordusu, sonra da Sovyet Kızıl Ordu'sunun saldırılarıyla 1921 yılı içinde bütünüyle ortadan kaldırıldı.

6 Nisan 2008 Pazar

Adana Kafkas Kültür Derneği 7. Geleneksel Resim-Heykel-Seramik Sergisi

Tanım ve Amaç: Adana Kafkas Kültür Derneği, "21 Mayıs Anma Programı" kapsamında 2002 yılından itibaren yürüttüğü geleneksel resim-heykel sergileri ile güncel ve geleneksel konularda duyarlılık yaratmaya çalışmaktadır. Etkinliğimiz, Kafkas kültür ve sanatının kamuoyunca fark edilen değerlerini geliştirerek ulusal ve uluslararası topluluklara tanıtmak, Kafkas kültürü ve sanatının çağdaş anlamda gelişmesine, sanat'ı ve sanatçıyı destekleyerek, çok kültürlü yaşam'a katkı sağlamayı, benzer konularda çalışan örgütler arasında işbirliğini ve dayanışmayı hedeflemektedir.

Bu yıl sergimiz ve bazı etkinliklerimiz; Devlet Planlama Teşkilatı ve AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Ulusal Ajans tarafından sağlanan finansal destek ile derneğimiz 2008 yılı 1 Ocak tarihinden itibaren " Kafkasya'dan Türkiye'ye Kafdağı Efsaneleri" adlı Gençlik proje çalışmasını yürütecektir.

Proje ile ortalama 8500 euroluk destek sağlanmıştır. Sekiz aylık bir çalışma ile Adana ve Kahramanmaraş'ta çeşitli kültürel faaliyetler yürütülecektir. Çalışmalarla ilgili bilgiler www.adanakafkas.com adresinden ayrıntılı bir şekilde izlenebilecektir.

Konu: Kafkasya'dan Türkiye'ye Kafdağı Efsaneleri Katilim Şartları:

Sergi tüm sanatçılara açıktır. Sergiye eser verecek olan sanatçılar, kendi anlatım biçimlerine uyan, her türlü tekniği kullanmakta serbesttirler.

Sanatçılar, sergiye en fazla iki eserle katılabilir. Sanatçıların eserlerinden oluşan bir katalog basımı gerçekleştirilecektir.

Eserlerin Teslimi: Eserler sergilemeye hazır olarak teslim edilmelidir. Aşağıdaki bilgiler, sanatçının adının ve soyadının yazılarak, resmin arkasına yapıştırılacak ve toplama merkezine kargo ile ödemeli olarak gönderilecektir.

a. Kısa özgeçmiş

b. Eserin iade adresi, iletişim bilgileri

c. Eserin fiyatı

Eserler, 04 Nisan 2008 tarihine kadar aşağıda belirtilen toplama merkezine kargo veya elden teslim edilmelidir.

Toplama Merkezi Adresi: Ögrt.Gör. Hakan Demir Çukurova Üniversitesi Egitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Balcali/ Adana

Gsm: 0536 778 32 52, 0322 338 73 69,

e-mail: demirh@cu.edu.tr

Sergi takvimi: Eserlerin son teslim tarih: 04 Nisan 2008

Sergi açılısı: 24 Mayıs 2008 Sergi

Kapanışı: 01 Haziran 2008

Eserlerin İadesi: Sergi bitiminde eserler, sanatçının belirttiği adrese, kargo bedeli derneğimiz tarafından karşılanarak, hazırlanan sergi katalogu ile beraber gönderilecektir.

Adıgeli gençler anadilini konuşturdu


Nalçik/Ajans Kafkas - Kabardey-Balkar Devlet Üniversitesi’nde 1 Nisan’da Anadil Günü dolayısıyla bir kültür etkinliği düzenlendi. Özellikle anadilini iyi bilen gençler kompozisyon ve şiirleriyle dilin ölmekte olduğuna dair kaygıları bir nebzecik yatıştırdı.

Filoloji Enstitüsü Kabardeyce Bölümü’den Haşhoş Zarete’nin organize ettiği, Kuşhavne Albine ve Dzegaşte Azamet’in de sunuculuğunu üstlendiği programda, anadilin önemine dair konuşmalar yapıldı, şiirler okundu, kompozisyon ve şiir yarışması düzenlendi.

Program anadilin önemi, Adıgelerin diline sahip çıkmak için yaptıkları çalışmalar ve günümüzde Adıgecenin kullanım alanları üzerine konuşmalarla başladı.

Şiirler ise Kabardeyce bölümü öğrencileri yerine başka bölümlerde okuyan ama anadilini çok iyi kullanan öğrenciler tarafından okundu. Şiir okuyanlar arasında Hukuk Fakültesi’nden Bak Murat, Semegu Zaire, Kalakue Sultan, Ekonomi Fakültesi’nden Haşel Asiyat, Gut Azemet, Çeşt Maryana da vardı.

Ayrıca günün anısına ‘Millete millet dedirten dilini, sev, koru' adıyla düzenlenmiş olan kompozisyon ve şiir yarışmasında dereceye girenler belli oldu.

Kompozisyonda Teorik Fizik Enstitüsü öğrencisi Hahokue İslam birinci olurken, Fizik Fakültesi öğrencisi Besleney Azemet ve Sosyal Enstitüsü öğrencisi Jemıho İnna ikinciliği, Sosyal Enstitüsü öğrencisi Beregun İnna ve Ekonomi Fakültesi öğrencisi Ansıko Zalım da üçüncülüğü paylaştı. Şiirde ise Tarih Fakültesi’nden Gubj Saniyat, Karden Zaline, Teorik Fizik Enstitüsü’nden Gotıj Seteney dereceye girdi. Kabardey Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Tau Hazeşe kazananlara kitap armağan etti.

Filoloji Enstitüsü Başkanı Hurey Leorene, “Filolojiyi meslek olarak seçmeyen ve başka fakültelerimizde okuyan öğrencilerimizin şiirleri anadiliyle güzel okuması bize neslimizin kanında anadili ile doğduğunu, ne iş ile meşgul olursa olsun anadilini iyi bilen insanların işini çok iyi yaptığını gösteriyor” diye konuştu.

Filoloji Enstitüsü Başkan Yardımcısı Kaskul Maya da, bu programın Adıgecenin yeni nesil tarafından bilinmediği yönündeki sözlerin dayanaksız olduğunu gösterdiğini söyledi.

Kabardey-Balkar Devlet Üniversitesi’nden Prof. Koşısoko Aleksandr ise, dünyada yedi bine yakın dil olduğunu, ancak günümüzde kullanılan dillerin sayısının iki bini geçmediğini belirterek “Bu dillerden en zorları Abazaca, Çince ve üçüncü olarak da Adıgecedir. Bundan dolayı Adıgeceyi bilen kişi değerlidir ve bu dili kullananın her türlü işte başarı gösterir” diye konuştu. ADGPSL/ÖZ/FT

KAFKASYA VE DİASPORADA 450. YIL MASKARALIĞI DEVAM EDİYOR

KAFKASYA VE DİASPORADA 450. YIL MASKARALIĞI DEVAM EDİYOR

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2007 yılını "Çerkesler'in Rusya'ya gönüllü katılışının 450. Yılı" olarak ilan etti. İşgal, soykırım ve sürgün tarihini hafızalardan silmek amacıyla verildiği apaçık ortada olan bu karar doğrultusunda, yoğunlukla Eylül ayında olmak üzere pek çok etkinlik programa alındı ve gerçekleştirildi. Ekonomik, sosyal ve politik alanlarda gerçekleştirilecek ve yılsonuna kadar devam edecek olan kutlamaları ibretle izliyoruz. Çerkes halklarını Kazaklaştırma amacı güden bu çirkin siyaseti yürüten bürokratları ve diasporayı pasifize etme çabasındaki uzantılarını kınıyoruz. Çerkesler tarihlerinin hiçbir döneminde Rus emperyalizminin akıncıları olmadı, olmayacaklar.

FEDERALLER EMREDİYOR, BÜROKRATLAR UYGULUYOR

Zorbalıkla bir arada tutmaya çalıştığı Rusya Federasyonu'nda muhaliflere ölüm saçan Putin rejimi, bir yandan yeniden soğuk savaş söylemini canlandırırken bir yandan da illüzyonlara sarılıyor. Emperyalist tarihi boyunca çevre halklar üzerinde çarpıtmalar, sürgünler, katliamlar, sindirme politikaları ve toplum mühendisliğinin en gelişmiş yöntemlerini uygulayan Rusya, önce Özerk Cumhuriyetler'i tüm egemenlik haklarını budayarak sömürge valiliklerine çevirdi. Şimdi de atanmış yerel bürokratları aracılığıyla halkların toplumsal belleklerini talan ediyor. Rus olmayan halklar üzerine baskı kuran, aşağılayan ve kimliklerine saldıran Putin rejimi, Çerkeslerden yüzlerce yıllık özgürlük mücadelesinin hatırasını unutmalarını isteyerek ebedi biat talep ediyor.

Adigey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes yönetimleri, Putin'in emrine karşı gelmek bir yana dursun yıl boyunca hummalı bir çalışma içine girip federal bütçeden ayrılan ödeneklerle onlarca etkinliğe imza attılar. Kendi tarihlerine karşı açılmış bir propoganda savaşına destek olan bürokratlar halklarına karşı işlenen tarihi suça ortak olmaktadırlar.

Yüzbinlerce askerle kuşatma altında tutulan Kafkas halkları kutlamalara zoraki iştirak ederken, pek çok aydın ve grup kutlamaların karşısında olduklarını bildirmişlerdir. Çarlık rejimini yüzlerce yıllık direnişle, Sovyet rejimini Dağlı Halklar Hükümeti'yle, Rusya Federasyonu'nu Dağlı Halklar Konfederasyonu'yla karşılayan Çerkesler, FSB temsilcisi Putin'in Rusya'sına da gereken cevabı verecektir.

BÜROKRATLAR EMREDİYOR; KAFFED YÖNETİMİ ÖRTÜYOR

450. yıl kutlamalarını çok önceden bilen ve üyesi olduğu Dünya Çerkes Birliği (DÇB) aracılığıyla kutlamaları destekleyen Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) yönetimi, göstermelik tepkileriyle hem tabanını hem de Diaspora kamuoyunu yanıltmaktadır. Yıllardır diasporada Rusya politikalarının uygulayıcısı ve denetleyecisi olan DÇB'nin yeni başkanı, DÇB toplantısı sonrası örgütü temsilen Kabardey-Balkar Cumhuriyet'i başkanına yazdığı mektupta 450. Yılı desteklediklerini ve projeleriyle katılacaklarını bildirmiştir. KAFFED yönetimi'nin, DÇB başkanının bireysel olarak yazdığını söylediği mektup DÇB'nin son toplantısında alınan kararları yansıtmaktadır. KAFFED yönetimi tabanına ve kamuoyuna yalan söylemiştir ancak bu defa "Mızrak çuvala sığmamaktadır".

Attığı her adımda Diasporanın nabzını ölçerek elinden geldiğince Rusya'yı ve kirli politikalarını örtmeye çalışan KAFFED yönetimi iradesini Rusya'da yatırım sahibi sermaye grupları ve politik odaklardan oluşan bir lobiye teslim etmiştir. Bugüne kadar elini attığı her politik meselenin içini boşaltan, Rusya'yla "kalıcı barış" adına temsil ettiği tüm değerleri çiğnemekten geri durmayan KAFFED yönetimi zeminini kaybetmiştir. KAFFED yönetimi aldığı tepkilerin büyümesiyle, mızrağı çuval içinde tutamayacağını anladığı için yazdığı sözde tepki mektupları ve Diasporaya yaptıkları oyalama açıklamalarıyla kendisini kurtarma peşindedir. Ne yapılan bu göstermelik açıklamalar, ne de içini boşaltıp Rusya'dan başka herkesi suçladıkları 21 Mayıs sürgün anmaları KAFFED yönetimini aklamaya yetmez.

DİASPORAYA SESLENİYORUZ

Son DÇB toplantısında alınan kararları ortaya çıkarmak, DÇB işbirliğine son vermek, çıkarlarının peşinde koşan sermaye gruplarını, politik çıkar odaklarını diasporanın karar mekanizmalarının dışına çıkarmak ortak sorumluluğumuzdur. Putin rejiminin suçlarına ortak olan bu lobiye tepkimizi yükseltelim. Gerçekleri daha fazla örtmelerine izin vermeyelim.

Elinde hiçbir egemenlik hakkı bırakılmayan cumhuriyetleri atama başkanlarla sömürge valiliklerine çeviren Putin rejimi ve diasporadaki savunucularının karşısına dikilme zamanı gelmiştir. Diasporanın önündeki tek seçenek, DÇB'yi terk etmek ve Kafkasyalıları bağımsız, sivil bir platformda birleştirmektir.

Hafızalarımızdan silmek istedikleri özgürlüğümüz ve mücadele tarihimizdir.

UNUTMADIK! UNUTTURMAYACAĞIZ!

5 Nisan 2008 Cumartesi

ANAVATANA GİDİŞ PROSEDÜRÜ

Pasaport çıkartılması öncesi yapılacaklar:

1. 18 adet veya daha fazlası son halinizi gösterir resmi hazırlanacak resmi belgelerinizde kullanılmak üzere vesikalık fotoğraf çektirilmelidir, buna çocuklarınızda dahildir. Siyah çarşaf bağlayan hanım hemşehrilerimiz lütfen vesikalık resmi çektirirken alınları ve çeneleri net görünecek şekilde başörtüsü ile çektirsinler, zira nüfus dairesi ve pasaport bürosunda kabul edilmemektedir, boşuna ikinci bir masraf çıkmasın. 18 adet vesikalık fotoğraf maliyeti 15,00 YTL’dir.

2. T.C. Vatandaşlık numarası yazılı kimlik kartının çıkartılması;

Yeni kimlik kartı çıkartılabilmesi için ikametgahınızın bulunduğu muhtarlıktan 2,50 YTL karşılığında kimliğe yapıştırılacak resim yapıştırılmış “Kimlik Kartı Talep Formu” çıkartılır. Bu form ile Nüfus Dairesine başvurulur ve vesikalık resim verilip 3,50 YTL karşılığında üzerinde T.C. Vatandaşlık numarasının bulunduğu yeni kimliğiniz çıkartılır.

3. Aile (Evlilik) Cüzdanlarını yenilemesi gerekenler:

Evlilik cüzdanlarında çocuklarının kaydı bulunmayanlar yada cüzdanları eski olanlar yine ikametgahlarının bulunduğu muhtarlıktan “Aile (Evlilik) Cüzdanı Talep Formu” yine 2,50 YTL karşılığı eşlerin cüzdana yapıştırılacak resimlerin aynısı üzerinde olacak şekilde çıkartılır. Bu form ile Nüfus İdaresine başvurularak yine eşlere ait vesikalık resimler verilerek 24,00 YTL karşılığında yeni Aile (Evlilik) Cüzdanı alınır, aileye mensup çocukların bilgileri mutlak suretle evlilik cüzdanına işletilmelidir.

4. Hazır Nüfus idaresine gelmişken ailenin bireylerine (baba, anne ve çocuklara) ait bilgilerin yer aldığı “Nüfus Kayıt Örneği” parasız olarak çıkartılır, imzalı ve mühürlü olmalıdır. Bunda ailenize ait nüfus kütük bilgileri yer almaktadır, bir başka isimle “Vukuatlı Nüfus Örneği” de denmektedir.

5. Yine nüfus idaresindeyken mümkünse; Kafkasya’dan ilk gelen büyüğünüzün kimlik bilgileri ile başlayıp çocuklarınıza kadar uzanan aile şeceresini gösterir “Nüfus Kayıt Örneği” bilgilerini de imzalı ve mühürlü olarak isteyin. Eğer eşinizin ataları da sizinki gibi Kafkas göçmeni ise aynı bilgiyi eşiniz içinde isteyin. Hala ilk atanızın geldiği memlekette oturuyorsanız nüfus idaresinden bilgisayara işlenmeyen ama Osmanlıca kayıtlarda yer alan büyüklerinize ait nüfus bilgilerinin fotokopisini de yine aslı gibidir kaşeli olarak imzalı ve mühürlü şekilde alın. Nasılsa beleş...

6. Yeni çıkartılan Nüfus Kimliklerinizden daha sonra başka resmi dairelerde ve yurtdışında sizden isteneceğinden net olarak onar(10) tane fotokopi çektiriniz. Bu da tutsa tutsa en fazla 2,00 YTL tutar.

7. Yeni nüfusların fotokopileri ile birlikte herhangi bir vergi dairesinden alınacak Vergi Kimlik Numara ve kartları


Pasaport çıkartılırken:

1. İlk defa Umuma Mahsus Lacivert Pasaport çıkartacaklar için veya var olan pasaportlarını uzatmak isteyen veya geçerli bir nedenle pasaportlarını değiştirmek isteyen şahıslar için gerekli evraklar aşağıdaki gibidir:
a) Nüfus cüzdanının aslı ve fotokopisi, Nüfusta T.C. vatandaşlık numarası yazmıyorsa internet çıktısı, vergi kimlik kartı
b) Yeni alacaklar için 4, var olan pasaportunu geçerli bir nedenden dolayı ( vize reddi alınması, sınır dışı kaşesi vurulması, eşkal değişikliği, medeni hal değişikliği vb ) değiştirilmek zorunda olanlar için 3 fotoğraf, pasaportunu uzatmak (temdit ) isteyenler 3 adet fotoğraf,
c
) İstenen süreye göre maliye veznelerine yatırılacak para karşılığı alınan harç makbuzu ve emniyet bürosuna ödenecek defter ücreti 2006 yılı karşılıkları:

Pasaportun Süresi Süre Harcı Defter Harcı Toplam
6 aya kadar olanlar 88,70 YTL 70,00 YTL 158,70 YTL (*)
1 yıl için olanlar 126,70 YTL 70,00 YTL 196,70 YTL
2 yıl için olanlar 213,70 YTL 70,00 YTL 283,70 YTL
3 yıl için olanlar 305,50 YTL 70,00 YTL 375,50 YTL
3 yıldan 5 yıla kadar olanlar 433,00 YTL 70,00 YTL 503,00 YTL (**)


(*) Bu süreye birçok ülke vize vermemektedir.
(**) Geçici oturum almak isteyenler için en az 5 yıllık pasaport çıkartılmalı.

Eğer çocuklar anne veya babanın pasaportuna kaydedilecekse ve yedi (7) yaşından büyüklerse pasaport süre harcı onlar içinde yatırılacaktır. Örneğin; 5 yıllık çıkartılacak annenin pasaportuna kayıtlı iki (2) çocuğun bulunması ve babayı da hesapladığımızda dört(4) kişilik bir ailenin toplam pasaport çıkartma maliyeti aşağıdaki gibidir:

Anne için pasaport süre harcı 433,00 YTL

1. çocuk için pasaport süre harcı 433,00 YTL

2. çocuk için pasaport süre harcı 433,00 YTL

Hepsine ait tek defter (pasaport) 70,00 YTL

1.Toplam 1.369,00 YTL









Baba için pasaport süre harcı 433,00 YTL

Pasaport defter ücreti 70,00 YTL

2.Toplam 533,00 YTL





1. ve 2. Toplamı 1.902,00 YTL


Ama bu kadar korkmayın, size bir de Adıgelere has maliyet çıkartayım, bakın bu hoşunuza gidecektir. Yukarıda belirttiğimiz üzere Geçici Oturum Belgesini Adıgey Cumhuriyeti’nden almak isteyenler en az beş(5) yıl süreli pasaport çıkartmak zorundadır demiştik, bu doğrudur. İsteyenler ilk etapta pasaportlarını bir(1) yıllık çıkartıp, Geçici Oturum Belgesi’ne müracaat öncesi Adıgey’in başkenti Mıyékhuape’ye (Maykop’a) 4 saat uzaklıktaki Navorasisk Şehrinde bulunan Türk Konsolosluğundan sadece 56 Dolar karşılığı pasaportlarını uzatabilirler. Hele birde çocukları yedi (7) yaşını pasaport süre uzatımı başvurusu öncesi doldurmamış iseler onlar içinde ek süre uzatımı harcı yani 56 Dolar ödemeyecekler.


Hemen hesaplayalım mı?

Türkiye’de
Navorasisk’te
56 Dolar = 76 YTL
Toplam
Anne için pasaport süre harcı 126,70 YTL 76,00 YTL 202,70 YTL
1. çocuk için pasaport süre harcı 126,70 YTL 76,00 YTL 202,70 YTL
2. çocuk için pasaport süre harcı 126,70 YTL 76,00 YTL 202,70 YTL
Hepsine ait tek defter (pasaport) 70,00 YTL
70,00 YTL
1.Toplam 450,10 YTL 228,00 YTL 678,10 YTL




Baba için pasaport süre harcı 126,70 YTL 76,00 YTL 202,70 YTL
Pasaport defter ücreti 70,00 YTL

70,00 YTL

2.Toplam

196,70 YTL

76,00 YTL

272,70 YTL





1. ve 2. Toplamı

646,80 YTL 304,00 YTL 950,80 YTL






İstanbul’da ikamet edenler için pasaport çıkartabilecekleri İlçe Emniyet Müdürlükleri ve Pasaport harcı yatırılacak Maliye Vezneleri merkezlerini gösterir adresler aşağıdaki web sayfasında mevcuttur:
http://www.iem.gov.tr/iem/?m=2&s=159


d) Pasaport bürolarından alınacak form doldurularak yeni alacaklar, pasaportunun süresini uzatacak veya değiştirecek olanlar ilk üç maddede belirtilen evraklarla en yakın ilçenin pasaport bürolarına müracaat edeceklerdir.

2. Anne yada babaları tarafından çocuklarıyla beraber yapacakları pasaport müracaatlarında, çocuk kendi başına pasaport alacaksa anne - baba ikisi de, anne - babadan birinin pasaportuna işlenecekse diğer tarafın vereceği noterden tasdikli (30,00 YTL) veya pasaport biriminde hazırlanacak muvafakat name ile müracaat etmeleri gerekmektedir. Kendisine pasaport alınacak veya anne yada babadan birinin pasaportunun refakat hanesine kaydedilecek çocukların sadece müracaata getirilmeleri zorunludur. Anlaşılacağı üzere beraberinizde götüreceğiniz 18 yaşından küçük çocuklarınız varsa onlar içinde ayrı birer pasaport çıkartma imkanınız var. Eğer 70,00 YTL pasaport defter ücreti ve 1 yıl için 126,70 YTL süre harç ücreti olmak üzere 196,70 YTL size çok gelmeyecekse onlara ayrı birer pasaport çıkartılmasında fayda var. Zira Türkiye’ye kısa süreliğine geri dönmek icap ettiğinde ve geri dönemese bile çocuklar Kafkasya’da kendi pasaportları ve vizeleriyle rahatlıkla kalabilirler.


Pasaport çıkartıldıktan sonra:

1. Pasaport çıkartıldıktan sonra eğer turist vizesi ile 15 günlük bir gezi için gidilmesi düşünülüyorsa:

Turist vizesi alınma işlemleri yaklaşık 1 hafta sürmekle birlikte bu hizmet ilgili turizm firması tarafından 80 Dolar karşılığı isteyene verilmektedir. İstanbul-Krasnodar Gidiş-Dönüş uçak bileti 340 Dolar olup, aynı turizm firması Kuban Havayolları’na ait uçaklar ile bu hizmeti sizlere sunmaktadır. İstenildiği taktirde kişi başı 15-20 Dolar bir ücretle Krasnodar Havaalanından Adıgey Cumhuriyeti başkenti Mıyékhuape’ye kadar ulaşım 5 kişilik bir taksi ya da minübüsle bu hizmette temin edilebilinir. Yalnız, Krasnodar-Mıyékhuape arası araç yolculuğu organizasyonunu Türkiye’den hareket etmeden önce organize etmekte mutlak suretle yarar vardır. Dolayısıyla bu hizmeti alabilmek için Taksici Mehmet diye nam salmış Mıyékhuape’de ikamet eden bir Türkiyeli hemşehrimizle irtibata geçebilirsiniz. Kendisinin telefonunu araca binecek kişi sayısını, kişi başı ulaşım ücretinin ne kadar olacağını ve ödemenin kendisine nasıl ulaştırılacağı konularını lütfen görüşüp netleştiriniz. Hatta ve hatta Taksici Mehmet Bey’den Mıyékhuape’de kalınabilecek yerler hakkında bilgi alınabilir, pansiyon kiralamak gibi bir talebiniz olduğu taktirde size ne kadara malolacağı bilgilerini de isteyebilir, bunu organizede edebilirsiniz. Şimdi akılda kalacak şekilde pasaport çıkartılması sonrasından bu seyahatinize ilişkin maliyetleri tekrar gözden geçirelim:

1 yıllık pasaport çıkartılması 146 Dolar 196,70 YTL
İstanbul-Krasnodar Gidiş Dönüş Uçak Bileti 340 Dolar 459,00 YTL
Havaalanında Yurtdışı Çıkış Harç Pulu 12 Dolar 15,00 YTL



Bu pul, havaalanındaki maliye veznelerinde satılmaktadır.

7 yaşını doldurmamış çocuklardan alınmaz.

Kimlerin ödemeyeceği Ek Bilgiler bölümünde belirtilmiştir.

Uçak seyahati sonuna doğru hostesler uçak daha inişe geçmeden Rusya harici turistler için düzenlenmiş Arrival (varış) formu verirler. Eğer vermedilerse mutlaka hatırlatıp isteyin. Verilen bu formdan 2 adetini, sizden istenen bilgiler doğrultusunda aşağıdaki gibi ilgili kutucuklara büyük harflerle yazarak doldurunuz. Krasnodar’a indikten sonra pasaportunuz ile birlikte doldurduğunuz bu formları pasaport memuruna vereceksiniz. Memura gülümsemeyi, teşekkür (Spasiba) etmeyi ve bunlardan önce Kafkasyalı kimliğinizi sergileyecek her türlü eşyadan, rozetten, kolyeden kurtulun.


Kiralık evlere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir 150 Dolar 202,00 YTL

1 odalı, mutfaklı ve banyo-tuvalet aylık 2.500-3.000 Ruble= 87-105 Dolar

2 odalı, mutfak ve banyo-tuvalet aylık 3.000-4.500 Ruble=105-160 Dolar

3 odalı ,mutfak ve banyo-tuvalet aylık 4.500 Ruble ve üzeri=160 Dolar ve üzeri

Evlerde doğalgaz, sıcak ve soğuk su, standart olup bahsi geçen aylık

kira tutarlarına elektrik harcaması ile birlikte dahil edilmiştir.

Ayda 4 hafta olmak üzere toplam Pazar masrafı 72 Dolar 97,20 YTL

(bir yetişkin insan için tahmini haftalık Pazar 500 Ruble=18 Dolar)

Bazı gıda maddelerinin Ruble fiyatları aşağıdaki gibidir:

Ekmek 10, Et (kg) 150, Domates (kg) 60, Salatalık (kg) 70,

Bal, peynir kahvaltılık yiyecekler Türkiye’den çok daha ucuz.

Et alırken Domuz Eti olmaması gerektiğini özellikle satıcıya hatırlatın.

Aylık şehiriçi gidiş-geliş ulaşım ücreti 420 Ruble 20 Dolar 27,00 YTL

Belediye araçları sadece gidiş 4 Ruble

Dolmuş minibüsler sadece gidiş 7 Ruble

Aylık sigara maliyeti diye bir maliyet kaleminiz Krasnodar Havaalanı’na ayak basar basmaz artık sizin için yoktur. Çünkü kötü alışkanlıkları Türkiye’de bıraktınız değil mi?...

TOPLAM 242 Dolar 326,20 YTL



3. Götürülmesi unutulmaması gereken diğer resmi evraklarınız:


Kaydı ve Rusça tercümesi (küçük-büyük herkese alınması lazım) 3,00 YTL

Sürücü Belgesi (ehliyet) ve Rusça tercümesi, eğer belgeniz çok eskimişse yenisini çıkartırsanız iyi olur.

Yıpranma veya kimlik değişikliğinden dolayı Sürücü Belgesi Değişimi aşağıdaki belgelerle yapılmaktadır:

-Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne hitaben yazılmış dilekçe.
-Nüfus cüzdanı fotokopisi ve aslı
-Daha önceki belgesinde mevcut değil ise, kan grubu belgesi İki adet fotoğraf
-Eski Sürücü belgesi.
-Kimlik değişikliği var ise değişikliği belirtir belge, (Evlenme cüzdanı veya boşanma ilanı fotokopisi)
-Sürücü belge ücreti 27,00 YTL

Bitirdiğiniz okula ilişkin Okul Diploma aslı ve Rusça tercümesi,
Meslek ile alakalı varsa diplomanız, Ustalık belgeniz, bonservisiniz ve tercümeleri.
Çocuklarınıza ilişkin doğduğu hastaneden alınacak Doğum Belgesi imzalı mühürlü nüshaları ve Rusça tercümeleri

4. Geçici Oturum Belgesi müracaatı için yapacağınız müracaatta yukarıda bahsi geçen belgelerin ver tercümelerinin müracaat esnasında yanınızda olması halinde hemen müracaat edebilirsiniz. Müracaat sonrası iş sadece hükümet tabiplerinden olur raporu almaya ve Mezıkuwu’nın insafına kalmıştır. Bunun yanı sıra 600 Ruble gibi bir harç ücreti ve herhangi bir Rus bankasında birisinden emanet alıp açtıracağınız hesapta 2-3 gün tutabileceğiniz 1000 Dolar ilişkin dekont aslı.


Ev eşyaları:

Yatak Odası Takımı 18.000 Ruble 632 Dolar 853,00 YTL
Oturma grubu (2 çekyat, 2 koltuk) 15.000 Ruble 526 Dolar 710,00 YTL
TV+Uydu Anteni+Receiver 9.000 Ruble 315 Dolar 426,00 YTL
İki katlı Döşekli Çocuk Ranzası 12.000 Ruble 421 Dolar 568,00 YTL
Çocukların eşyaları için çekmece 3.000 Ruble 105 Dolar 142,00 YTL
Buzdolabı (Samsung /LG, 3 yıl garanti) 15.000 Ruble 526 Dolar 710,00 YTL
Çamaşır Makinası (Samsung/LG) 15.000 Ruble 526 Dolar 710,00 YTL
Fırın (üzerinde ocakları olan) 6.000 Ruble 210 Dolar 284,00 YTL
Mikro dalga fırın 2.000 Ruble 75 Dolar 95,00 YTL
Ütü 1.000 Ruble 38 Dolar 48,00 YTL
Mutfak eşyası (tencere, tava, tabak vs.) 10.000 Ruble 350 Dolar 475,00 YTL
Mutfak masası ve sandalye 6.000 Ruble 210 Dolar 284,00 YTL
TOPLAM 112.000 Ruble 3.934 Dolar 5.305,00 YTL