Prior to Russian expansion into Circassian territory there were approximately two million Circassians living in an area from the Don and the lowlands east of the Sea of Azov south through the mountains and along the coast of the Black Sea, past the western borders of Ossetia and Chechnya, across the Kuban River, down through the present day Abkhazia.
From 1763 to 1864 the Circassians fought against the Russians in the Russian Circassian War only succumbing to a scorched earth campaign initiated in 1862 under General Yevdokimov. Afterwards, large numbers of Circassians fled and were deported to the Ottoman Empire, others were resettled in Russia far from their home territories.
Middle East
Circassian troops in Damascus during the French mandate period with Colonel Collet, commander of the Circassian Cavalry.
Various communities of Caucasian origin living in the Middle East, notably Jordan, Israel and the Palestinian territories, and Syria, are known as Circassians, and a suburb of Damascus settled by these people is called Al-charkassiyya. Modern Amman was reborn after Circassians settled there in 1878. Other important Jordanian towns re-established by Circassians in 1878 were Jerash and Wadi Seer.
During the French Mandate period in Syria, in the 1930s, some Circassians in the mostly Circassian town of Al-Quneitra tried to convince the French authorities to create a Circassian national home for them in the Golan Heights, but failed in their attempt. The objective was to group there large numbers of Circassians already living in Turkey and in various Middle Eastern countries just like Jordan, Syria, Lebanon Egypt .
In Israel, there are also a few thousand Circassians, living mostly in Kfar Kama (2,000) and Reyhaniye (1,000). These two villages were a part of a greater group of Circassian villages around the Golan Heights. The Circassians in Israel enjoy, like Druzes, a status aparte. Circassian men (at their leader's request) are mandated for military service, while women are not.
The Balkans
A small minority of Circassians lived since the late 1880's in Kosovo Polje, which was given mention by Noel Malcolm in his seminal work about that province, but they were repatriated to the Republic of Adygea, in Southern Russia in the late 1990's.
Around 1600, several emigrants from the Caucasus region, of somewhat privileged descent, settled in the then Principality of Moldavia, and became under the name "Cerchez" (pronounced [Cherkez] in Romanian) one of its 72 boyar families. In time they were assimilated into the general population. However one of the last descendants of this family, Mihail Christodulo Cerchez, was a Romanian national hero in the Russo-Turkish War of 1877–1878 (Osman Paşa, the Turkish commander of the Pleven garrison, surrendered his sword to him at the end of the siege). One of the main halls of the Cotroceni palace in Bucharest is named "Sala Cerchez" ("Cerchez Hall") in memory of General Cerchez.
05 Aralık 2009 Cumartesi
04 Aralık 2009 Cuma
4. Kafkas Dernekleri Federasyonu Olağan Genel Kurulu
Kafkas Dernekleri Federasyonu'nun (KAFFED) 6 Aralık Pazar günü başkent Ankara'da gerçekleştirilecek 4. Olağan Genel Kuruluna onlarca siyasetçi ile hükümeti temsilen başbakan yardımcısı Cemil Çiçek katılacaktır. Toplantı detayları sonra ki yazılarımızda.
Labels:
Diasporadan Haberler,
Kafkas Dernekleri
Türk-Çerkes etnik barışı çatırdıyor

Kuzey Kafkasya'da Türk kökenli halklarla Adıgelerin (Çerkesler) birlikte yaşadığı cumhuriyetlerde etnik ayrışma giderek genişliyor.
Kabardey-Balkar'da Kabardeyler (yani Adıgeler) ile Balkarlar, meraların kimin denetiminde olacağına dair bıkkınlık veren bilek güreşiyle karşı karşıya gelirken Karaçay-Çerkes'te kriz siyasal alanın paylaşımındaki anlaşmazlıklardan demleniyor.
Bir cumhuriyette halkların birbirine bilenmesine yol açan krizler, öteki cumhuriyetteki gerilimleri besliyor ya da tetikliyor. Yine Karaçay-Çerkes'te Çerkesleri, Kabardey-Balkar'da Kabardeyleri ilgilendiren sorunlara kaçınılmaz olarak aynı halkın parçası Adıgey'deki Adıgelerin müdahil oluyor. Gerilim çıkmaya dursun varlığını yüzyıllara borçlu komşuluk ilişkilerinin çöpe atılması ve barış atmosferinin zehirlenmesi de gecikmiyor. Kimin otokton halk olduğundan tutun da gelenek ve sembollerin kökenine değin esasen kaynaşmanın harcıyken bir anda ayrışmanın itici unsurlarına dönüşüveren konularda tarih herkesin kendi zaviyesinden yeniden yazılıyor...
Karaçay-Çerkes'te krizin son halkasını Rusya parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi'ne Çerkes sivil örgütlerinin önerdiği işadamı Vyaçeslav Derev'in Karaçay parlamenterler tarafından veto edilmesi oluşturdu.
2002'deki sayıma göre nüfusun yüzde 38.5'i Karaçay, yüzde 33.6'sı Rus, yüzde 11.3'ü Çerkes (Adıge), yüzde 7.4'ü Abazin ve yüzde 3.4'ü Nogay ve yüzde 3.3'ü Oset olan cumhuriyette, etnik barışı sağlama adına iktidar paylaşımında şöyle bir gelenek oturtulmuştu:
Devlet başkanı Karaçay olurken başbakanlık koltuğu Çerkeslere veriliyordu. Parlamento başkanı Rus-Kazak ve başbakan birinci yardımcısı Rus oluyordu. Koltukların liyakat esasına göre dağılımıyla ilgili tartışmaların fazla zemin bulamadığı bir ortamda Devlet Başkanı Boris Ebzeyev'in Eylül 2008'de başbakanlık koltuğuna Yunan asıllı Vladimir Kayşev'i oturtması Çerkeslerin öfkesini çekmişti. Çerkes sivil örgütleri Karaçay-Çerkes'ten ayrılarak Çerkesya'yı kurma fikrini yeniden gündemlerine alırken Ebzeyev, Çerkesleri memnun etmek için parlamento başkanlığına Çerkes asıllı Zurab Dokşokov'u seçtirmişti. Ancak Dokşokov, Çerkeslerin sunduğu aday listesinde üçüncü sıradaydı. Ebzeyev, birinci sıradaki milletvekili Ruslan Kazinov'a 'tüccar', ikinci sıradaki Muharbi Astejev'e 'köy öğretmeni' diyerek üstlerini çizmişti. Rus asıllı Parlamento Başkanı Sergey Smorodin ise, Çerkeslere yer açılması için birinci başbakan yardımcılığı koltuğuna kaydırılmıştı. Ruslar parlamento başkanlığını kaybetmekten dolayı rahatsız olsalar da örgütlü bir tepki koymaktan kaçındı. Çerkesk'te sular duruldu derken bu kez Moskova'ya gönderilecek senatör seçiminde etnik gerilim kapıyı bir kez daha çaldı. Yedi ay boyunca Karaçay vekiller Derev'i veto etti. Çerkesler 26 Kasım'da Derev'e destek mitingine hazırlanırken Ebzeyev, 17 Kasım'da elini çabuk tutup senatörlüğe Dokşokov'u seçtirdi. Ama baskın karar Çerkesleri daha da kızdırdı. Çerkeslere göre, Çerkes asıllı olmasına rağmen Dokşokov'un senatör seçilmesi, Karaçayların kendi koşullarını dayatmasıydı. Ebzeyev'in niyetini öğrenen Çerkes örgütler, bir gün önce Dokşokov'u 'oyuna gelmemesi' yönünde uyarıp senatörlüğü kabul etmeyeceği konusunda söz almıştı. Bu yüzden hem Derev hem Adıge Khase Başkanı Muhamed Çerkesov, Dokşokov'u sözüne ihanet etmekle suçlayıp neredeyse istenmeyen adam ilan etti.
Çerkesk Belediyesi'nin hükümetin domuz gribi önlemlerini bahane ederek Çerkes mitingine izin vermesine rağmen Adıge Khase, 26 Kasım'da önce Habez köyünde bir gençlik forumu düzenleyip ardından başkentte hükümet binasının önünde eylem yaptı. Kabardey-Balkar'daki Adıge sivil örgütleri 'Khase', 'Çerkes Kongresi' ve 'Dünya Adıge Kardeşliği' de ortak açıklama ile destek verdi.
Abhazya, Stavropol, Rostov, Adıgey ve Kabardey-Balkar'dan Adıge temsilcilerin katıldığı forum ve mitingde en çarpıcı talep Çerkes özerk bölgesinin kurulmasıydı. Bu talebe şu suçlamalar eşlik etti:
* "Karaçay ağırlıklı yönetim Çerkesleri karar mekanizmalarından peyderpey dışlıyor. 30 yıldır üst düzey koltuklara bir tek Çerkes atanmadı. Önemli kararlara artık Çerkeslerin görüşü yansımıyor."
* "Karaçay siyasi eliti tarihi çarpıtıyor."
Çerkeslere göre tarihin tahrifatına en çarpıcı örnek 19. yüzyılda Elbrus'un zirvesini keşfeden Nalçikli Haşır Çılar'ın aslında Karaçay ve gerçek adının da 'Hilar Kakirov' olduğu iddiası.
20 Kasım'da başkent Çerkesk'te "Büyük Karaçay Hilar Hakirov"u kutlayan bir afişin kimliği belirsiz kişilerce yırtılması bu tür konuların toplumda ne denli hassasiyet oluşturduğunun göstergesi.
Yine tarihe bakışın nasıl krize dönüştüğüne dair ilginç bir tartışma tam da Derev etrafında gerilimin sürüp gittiği sırada patlak verdi. Gerilimin kaynağı Express-Posta gazetesinin 23 Eylül'de, İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlar Kafkasya'yı işgal ettiklerinde Besleney köyündeki Çerkeslerin Leningrad çocuk evinden kaçmış Yahudi çocukları, Nazi katliamından kurtarmalarıyla ilgili olayı sorgulayan akademisyen Dalhat Kasayev'in makalesini basmasıydı. Kasayev'in Besleney'e kadar gelen 32 Yahudi çocuğunun himaye edilmesinde emeği geçmiş Murzabek Ohtov için "Almanların muhtarları, Sovyet düşmanı ve haindi. Ancak bu faşist uşağı kahraman olarak sunuluyor" ifadesi etnik gerilime tuz biber oldu. 4 Kasım'da Besleneyliler gösteri yaparken Dokşokov ve Derev, hatta yönetimin temsilcileri onları yalnız bırakmamıştı. Burada Ebzeyev'in Besleney köyüne tarihi olaydan dolayı özel önem verdiğini de not etmek lazım. Ayrıca mesele İkinci Dünya Savaşı'ndan açılınca Karaçaylıların yarası büyük. Karaçay halkı 1943'de Nazilerle işbirliği yaptıkları suçlamasıyla çoluk-çocuk Orta Asya'ya sürülmüş, 1957'de Nikita Huruşçev'in kararıyla itibarları iade edilmişti. Kasayev, Aralık 2008'de 'Moskovski Komsomolets' gazetesinde Karaçaylara yönelik suçlamaların haksız olduğunu anlatırken Besleney olayına parmak basmış ve Teberde'ye sığınmış Yahudi çocukları Gürcistan'a sağ-salim götüren kişinin Karaçay olduğunu yazmıştı.
Dostluk sofrası bozulunca masaya kılıçtan, kamadan daha derin yaralar bırakan sözler konuluyor. Bilal Laypan gibi yazarların Çerkeslerin Rus ve Kazaklarla iş tuttuğu, Kabardeylerin Karaçay-Çerkes'e Rus Çarlığı tarafından 19. yüzyılda yerleştirildiği ve bunların ayrı bölge olabilmek için kendilerini Çerkes diye kaydettirdiği, 1920'de Dağlı Cumhuriyeti'nin (Kuzey Kafkas Cumhuriyeti) yıkılmasından Kabardey özerk bölgesinin kurulmasını isteyen Kabardey asillerinin sorumlu olduğu, 2. Dünya Savaşı'nda Karaçay ve Balkarları Nazi işbirlikçisi diye Çerkeslerin ihbar ettiği, sürülen halklara ait toprakların Çerkeslere dağıtıldığı iddiaları da bu masada yerini alıyor. Hakeza Çerkeslerin şikayet ettiği 'yönetimden silinme' olgusunun Kabardey-Balkar'da Balkarları için geçerli olduğu hatırlatması yapılıyor.
Bu şekilde uzayıp giden karşılıklı suçlamalar ve argümanlar etnik çatışma riskini artırmaktan başka işe yaramıyor. Ve Kafkasya'dan bahsederken sıklıkla refere edilen 'kardeş halklar' ibaresindeki 'kardeş' yavaşça düşüyor. Benzer bir süreç daha ağır ve tehlikeli bir şekilde Kabardey-Balkar'da işliyor...
http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=97302
Labels:
Diasporadan Haberler,
Haberler
İsrail Çerkes Kongresi: Adige liderlerini koruyalım
Kudüs/Ajans Kafkas - İsrail Çerkes Kongresi, Kabardey-Balkar’da toprak yasası etrafında gerilim yaşandığı bir dönemde Çerkes Kongresi Başkanı Ruslan Keşev ve örgütün aktif üyesi Elberd Bora’nın saldırıya uğramasına tepki gösterdi.
İsrail Çerkes Kongresi, dünyadaki Adıgeleri, Adıge halkının çıkarlarını savunan liderlerini koruma konusunda birleşmeye çağırdı. İsrail Çerkes Kongresi Başkanı Adnan Orkij “Vatanından uzaktaki Adıgeler gibi vatanındaki Adıgeler de kendi topraklarından mahrum kaldı, önceden olduğu gibi güç kullanılarak zorla alınıyor. Ve bu yapılırken hiçbir uygarlık ilkesine uyulmuyor; ne kanuni, ne demokratik ne de dini ilkeye” diye çıkıştı.
Orkij, 4 Aralık’ta İstanbul’da Dünya Çerkes Birliği’nin oturum yapacağını, 6 Aralık’ta Ankara’da Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun kongreye gideceğini hatırlatarak “Bu toplantıların ana gündem maddesi Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes’de yaşanan endişe verici olaylar olmalı” dedi. Çerkes Kongresi’nin ofisine Alisag Şogentsukov ve Alberte Nazranov liderliğindeki bir grup sporcunun saldırdığı belirtilmişti. NTPRS/ÖZ/FT
Labels:
Diasporadan Haberler,
Haberler
Ürdün'deki diasporadan uyarı
Amman/Ajans Kafkas - Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes cumhuriyetlerinde yaşanan gerilimler diasporayı da endişelendirdi.
Ürdün’deki ‘Kafkasya Adıge Dostları’ adlı sivil örgüt, Kafkasya’da toprak yasası ve siyasi alanda meydana gelen olaylardan ötürü büyük endişe duyduklarını açıkladı. Kafkasya Adıge Dostları temsilcisi Muhammed Hamzoko, Kabardey-Balkar Çerkes Kongresi lideri Ruslan Keşev’in ofisine düzenlenen baskında dövülerek hastanelik edilmesi olayını hatırlatarak “Milli liderlere saldırıya izin verilemez. Bu tür saldırıların çok ciddi sonuçları olabilir. Ve ülke yönetiminin doğrudan sorumluluğu bu tür olaylara engel olmaktır” dedi.
Hamzoko, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar’da gelişen olayların Adıge halkının kaderini yakından ilgilendirdiğini belirterek “Adıgeler tarafından gündeme getirilen problemler, milletler arası işbirliği çerçevesinde çözülmeli. Bunun başarılması için Adıge dünyasının dayanışma sergilemesi şart” diye konuştu.
Gelişmeleri örgüt olarak çok yakından takip ettiklerini kaydeden Hamzoko “Olaylar hızla gelişiyor, yurttaşlarımıza yardım etmek için ciddi analiz yapmamız gerekiyor” dedi. NTPRS/ÖZ/FT
Labels:
Cerkesler'de Diaspora,
Haberler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
