Bu Blogda Ara
26 Kasım 2009 Perşembe
Çerkes Olmak
Diasporadan dönüş yapmış ve ana vatan CERKESYA'da büyük umutlarla yaşamaya çalışan hayalleri amaçları ile dolu dostlarımızın yaşadığı hayal kırıklıkları ile dolu yaşamları diasporadaki Cerkeslerlerin Cerkes olmak tanımları arasındaki uçurumları gördükçe üzülmemek elde değil. Bir çok insanımızın kulağına gelmiş olan yaşanmışlıklarıda üst üste koyduğumuz zaman sinirlerimize hakim olup akıllıca adımlar atmamız gerektiği gün gibi ortadır.
ARTIK ÇALIŞMA ZAMANI
Ana vatandan gelen haberlerden sonra Diasporaya çok fazla iş düştüğü gün gibi ortadadır. Artık çalışma zamanı, artık kırgınlıkları kenara bırakma zamanı, artık KİŞİSELLEŞTİRDİĞİMİZ sorunlarımızı kenara bırakma zamanı, artık geçmişe saplanmaktan kaçma zamanı, artık BİZ ÇERKES olma zamanı.
SİZCE DEĞİL Mİ?
Yaptığım çeşitli ziyaretler ve sohbetlerden sonra kişisel sorunların gün yüzüne çıktığı hatta bir çok sorunun ana kaynağı olduğu ne yazık ki gün gibi ortadadır. Kimsenin Adige hayalini kenara bırakmaya hakkı yoktur. Kimsenin bu bayrağı kenara bırakmaya hakkı yoktur. Gurur duyduğumuz yönlerimizi yaşamanın zamanıdır avunmanın değil, geçmişten gelen adetlerimizi, ahlak değerlerimizi, örf ve adetlerimizi geçmişimizi unutmadan geleceğimize taşıma zamanı artık geldi de geçmiyor mu?
Editör
19 Şubat 2009 Perşembe
6 Şubat 2009 Cuma
Vı Adığe ba ?
22 Mayıs 2008 Perşembe
BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ - UNUTMA UNUTTURMA

1859 yılından itibaren başlayan anavatanından ayrılmalar, 21 Mayıs 1864'den sonra daha da şiddetlendi. 1860 yılında 4 milyon olan Kafkaslı nüfusu, 1897'de 1.660.000 sayısına inmişti. Adıge-Abaza-Ubıh grubundan oluşan Kuzeybatı Kafkasyalılar 85 % 'ler düzeyinde; Oset, Çeçen ve Dağıstanlı 10-15 % ‘ler düzeyinde anavatarlarından sürüldüler. Gerçekte bu sürgün, bir soykırım niteliğine dönüştü. İşte bu nedenle, 21 Mayıs 1864 günü Çerkeslerin yas günüdür. Anavatanlarından sürülen Kafkaslı sayısı 1.400.000-1.500.000 civarındadır. Sürülenlerin dışında, vatanında kalan Çerkesleri zorlamak için uygulanan politikanın özü şuydu ; ”Kaçırmak veya göçürmek istiyorsan, evleri, tarlaları, yak-yık, kaçmaktan ya da, aç kalıp ölmekten başk bir seçenek bırakma...”
Tarihçi M. Venyukov : “...Savaş son derece amansıca sürüyordu. Biz, geri dönülmesi olanaksız olacak şekilde, askerin ayak bastığı her yeri, son kişiye kadar Çerkeslerden temizleyerek ilerliyorduk...”
Grand Dük Michael : Çerkes İleri gelenlerine, “Size bir ay süre veriyorum. Bir ay içerisinde ya Kuban ötesinde gösterilecek yere gidersiniz, ya da Osmanlı topraklarına gidersiniz. Bir ay içerisinde sahile inmeyen köylüleri ve dağlıları savaş esiri sayarım.”
Rus Tarihçi Zaharyan : “Çerkesler bizi sevmezler. Biz onları, özgür çayırlarından çıkardık. Avullarını yıktık. Bir çok kabile tümüyle yok edildi...”
Muhalif N.N. Rayevski : “Kafkasya'da yaptıklarımız, İspanyolların Amerika'da uyguladığı olmusuzluklarının aynısıydı. Dilerim ki, yüce Tanrı Rus tarihinde kan izlerini bırakmasın.”
Fransız Fonvill : “Gemicilerin gözü doymuyordu. 50-60 kişilik gemiye 200-300 kişi alıyorlardı. 600 kişiyle yola çıktık. Ancak Trabzon'a 370 kişi sağ çıkabilmişti.”
Polonyalı Teophil Lapinski : “...Açlık ve hastalık had safhada. Trabzon'a gelen 100.000 kişi 70.000 kişiye indi. Günlük ölü sayısı 500 kişidir. Trabzon'da bu sayı 400 kişidir. Gerede Kampı'nda 300 kişi, Akçakale ve Sarıdere'de ünlük ölüm 120-150 kişi arasındadır.”
Rus A.P. Berge : “Novoroski koyu'nda 17.000 kadar dağlının toplandığı kıyıda gördüklerimi unutamam. O duruma, hristiyan da, müslüman da, ateist de olsa dayanamaz. Rus tarihinin yüz karası olan bu acılı sayfa, Adıge tarihi açısından bûyük zararlara yol açtı. Sürgün, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeleri, tarihini ve politik bir birlik olma sürecini uzun yıllar kesintiye uğrattı.”
Kafkasya'dan zorla çıkartılan Çerkesler geri dönüş için fırsat kollamaya başladılar. O da gecikmedi. 1877 yılındaki Osmanlı-Rus savaşı önemli bir imkandı. Seksen yaşındaki ak sakallı ihtiyarlar ve henüz sakalı bıyığı çıkmamış genç çocuklar, Türk ordularıyla Balkan ve Doğu cephelerinde Ruslar'la çarpıştılar. Bu sefer de kader yardım etmedi.
1917 Şubat devrimi tüm Rus olmayan halklar gibi Kuzey Kafkasyalılar'da da özgürlük ve bağımsızlık umutlarını güçlendirdi. Mayıs 1917'de Vladikafkas kentinde toplanan Kuzey Kafkasya Halklarının Genel Kongresi 'nde, “Merkez İcra Komitesi” (yerel hükümet) seçildi. Hükümet, ülkeyi bağımsız ve egemen olarak, “Tüm Rusya Kurucu Kongresi”ne götürecekken, Ekim 1917 devrimi imkân bırakmadı.
Kuzey kafkasya merkez İcra komitesi (hükümeti), II. Kongre'nin verdiği yetkilere dayanarak, Kuzey Kafkasya'yı bağımsiz bir cumhuriyet olarak ilan etti (11 Mayıs 1918). Bu cumhuriyet hukuki olarak, bugünkü tûm federe Kafkas Cumhuriyet bôlgelerini kapsıyordu. Hukuken ve fiilen tanımalar da olmuştu ki, ancak ônce General Denikin'in beyaz Rus Gönüllü Ordusu, sonra da Sovyet Kızıl Ordu'sunun saldırılarıyla 1921 yılı içinde bütünüyle ortadan kaldırıldı.
6 Nisan 2008 Pazar
KAFKASYA VE DİASPORADA 450. YIL MASKARALIĞI DEVAM EDİYOR
KAFKASYA VE DİASPORADA 450. YIL MASKARALIĞI DEVAM EDİYOR
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2007 yılını "Çerkesler'in Rusya'ya gönüllü katılışının 450. Yılı" olarak ilan etti. İşgal, soykırım ve sürgün tarihini hafızalardan silmek amacıyla verildiği apaçık ortada olan bu karar doğrultusunda, yoğunlukla Eylül ayında olmak üzere pek çok etkinlik programa alındı ve gerçekleştirildi. Ekonomik, sosyal ve politik alanlarda gerçekleştirilecek ve yılsonuna kadar devam edecek olan kutlamaları ibretle izliyoruz. Çerkes halklarını Kazaklaştırma amacı güden bu çirkin siyaseti yürüten bürokratları ve diasporayı pasifize etme çabasındaki uzantılarını kınıyoruz. Çerkesler tarihlerinin hiçbir döneminde Rus emperyalizminin akıncıları olmadı, olmayacaklar.
FEDERALLER EMREDİYOR, BÜROKRATLAR UYGULUYOR

Zorbalıkla bir arada tutmaya çalıştığı Rusya Federasyonu'nda muhaliflere ölüm saçan Putin rejimi, bir yandan yeniden soğuk savaş söylemini canlandırırken bir yandan da illüzyonlara sarılıyor. Emperyalist tarihi boyunca çevre halklar üzerinde çarpıtmalar, sürgünler, katliamlar, sindirme politikaları ve toplum mühendisliğinin en gelişmiş yöntemlerini uygulayan Rusya, önce Özerk Cumhuriyetler'i tüm egemenlik haklarını budayarak sömürge valiliklerine çevirdi. Şimdi de atanmış yerel bürokratları aracılığıyla halkların toplumsal belleklerini talan ediyor. Rus olmayan halklar üzerine baskı kuran, aşağılayan ve kimliklerine saldıran Putin rejimi, Çerkeslerden yüzlerce yıllık özgürlük mücadelesinin hatırasını unutmalarını isteyerek ebedi biat talep ediyor.
Adigey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes yönetimleri, Putin'in emrine karşı gelmek bir yana dursun yıl boyunca hummalı bir çalışma içine girip federal bütçeden ayrılan ödeneklerle onlarca etkinliğe imza attılar. Kendi tarihlerine karşı açılmış bir propoganda savaşına destek olan bürokratlar halklarına karşı işlenen tarihi suça ortak olmaktadırlar.
Yüzbinlerce askerle kuşatma altında tutulan Kafkas halkları kutlamalara zoraki iştirak ederken, pek çok aydın ve grup kutlamaların karşısında olduklarını bildirmişlerdir. Çarlık rejimini yüzlerce yıllık direnişle, Sovyet rejimini Dağlı Halklar Hükümeti'yle, Rusya Federasyonu'nu Dağlı Halklar Konfederasyonu'yla karşılayan Çerkesler, FSB temsilcisi Putin'in Rusya'sına da gereken cevabı verecektir.
BÜROKRATLAR EMREDİYOR; KAFFED YÖNETİMİ ÖRTÜYOR

450. yıl kutlamalarını çok önceden bilen ve üyesi olduğu Dünya Çerkes Birliği (DÇB) aracılığıyla kutlamaları destekleyen Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) yönetimi, göstermelik tepkileriyle hem tabanını hem de Diaspora kamuoyunu yanıltmaktadır. Yıllardır diasporada Rusya politikalarının uygulayıcısı ve denetleyecisi olan DÇB'nin yeni başkanı, DÇB toplantısı sonrası örgütü temsilen Kabardey-Balkar Cumhuriyet'i başkanına yazdığı mektupta 450. Yılı desteklediklerini ve projeleriyle katılacaklarını bildirmiştir. KAFFED yönetimi'nin, DÇB başkanının bireysel olarak yazdığını söylediği mektup DÇB'nin son toplantısında alınan kararları yansıtmaktadır. KAFFED yönetimi tabanına ve kamuoyuna yalan söylemiştir ancak bu defa "Mızrak çuvala sığmamaktadır".
Attığı her adımda Diasporanın nabzını ölçerek elinden geldiğince Rusya'yı ve kirli politikalarını örtmeye çalışan KAFFED yönetimi iradesini Rusya'da yatırım sahibi sermaye grupları ve politik odaklardan oluşan bir lobiye teslim etmiştir. Bugüne kadar elini attığı her politik meselenin içini boşaltan, Rusya'yla "kalıcı barış" adına temsil ettiği tüm değerleri çiğnemekten geri durmayan KAFFED yönetimi zeminini kaybetmiştir. KAFFED yönetimi aldığı tepkilerin büyümesiyle, mızrağı çuval içinde tutamayacağını anladığı için yazdığı sözde tepki mektupları ve Diasporaya yaptıkları oyalama açıklamalarıyla kendisini kurtarma peşindedir. Ne yapılan bu göstermelik açıklamalar, ne de içini boşaltıp Rusya'dan başka herkesi suçladıkları 21 Mayıs sürgün anmaları KAFFED yönetimini aklamaya yetmez.
DİASPORAYA SESLENİYORUZ
Son DÇB toplantısında alınan kararları ortaya çıkarmak, DÇB işbirliğine son vermek, çıkarlarının peşinde koşan sermaye gruplarını, politik çıkar odaklarını diasporanın karar mekanizmalarının dışına çıkarmak ortak sorumluluğumuzdur. Putin rejiminin suçlarına ortak olan bu lobiye tepkimizi yükseltelim. Gerçekleri daha fazla örtmelerine izin vermeyelim.
Elinde hiçbir egemenlik hakkı bırakılmayan cumhuriyetleri atama başkanlarla sömürge valiliklerine çeviren Putin rejimi ve diasporadaki savunucularının karşısına dikilme zamanı gelmiştir. Diasporanın önündeki tek seçenek, DÇB'yi terk etmek ve Kafkasyalıları bağımsız, sivil bir platformda birleştirmektir.
Hafızalarımızdan silmek istedikleri özgürlüğümüz ve mücadele tarihimizdir.
UNUTMADIK! UNUTTURMAYACAĞIZ!
