Bu Blogda Ara

5 Nisan 2008 Cumartesi

Xabze Yaşamımızda mı?

Aşağıdaki kurallara şimdi uymuyor ya da uyamıyor olabilirsiniz.
Bu bölüm çocuğunuzu xabzeye göre yetiştirmenize yardımcı olacağı düşünülerek hazırlanmıştır. Örneğin artık çocuğunuza elinizi öptürmeyiniz.

Konuğum yemeğini bitirmeden yemeğimi bitirmem.

doğru

Yemek yerken çatal-kaşık kullanırım. Buna karşın parmaklarıma bulaşan olursa yalamaz, peçeteyle silerim.

doğru

Toplantılarda diz üstüne çökerek ya da bağdaş kurarak otururum. Kendimden küçüklerin karşısında ayak ayak üstüne atarım.

yanlış

Thamadelere ve hanımlara hangi ortam olursa olsun sırtımı dönmem.

doğru

Ev sahibi varken, gelen konuğa kimliğini ben sorarım.

yanlış

Yaşlıların elini öperim.

yanlış

Kendimden büyüğe hitap ederken; dede, dayı, amca, teyze, hala, ağabey derim.

yanlış

Konuğuma (thamade bile olsa) yol gösterirken, önden giderim.

doğru

Erkek akrabamla, erkek arkadaşımla karşılaştığımda sadece kollarından tutup sıkarım. Yanak yanağa öpüşmeyi haynape olarak kabul ederim.

doğru

Büyüğümle karşılaştığında o sormadan ''nasılsınız'' derim.

yanlış

3 Ocak 2008 Perşembe

Sürgünün açtığı derin yaralar

"Tehcir operasyonu, binlerce yıllık Kafkas tarihinin en mühim hadisesidir. Bu olay Kafkasyalıların sosyal yapısını, ekonomisini ve politikasını menfi yönde etkilemiştir."(Berzec, 129)

Aynı kanaati paylaşan ve 1864 büyük sürgününün Çerkes toplum yapısında son derece büyük tahribatlara yol açtığını belirten din bilgini Meretowkoe Nuh, Çerkes Tarihi adlı eserinde, gerek 1864'te, gerekse daha sonra devam ederek 1878, 1888, 1890 ve nihayet 1900 yıllarında Osmanlı Devleti'ne vuku bulan göç hareketlerini tenkit etmekte ve vatanın toplu şekilde boşaltılmasının meşru bir gerekçesi olmadığı görüşünü savunmaktadır (Mertuki, 1912: 34, 61).

Büyük Çerkes sürgününün Adıge toplumunun sosyal yapısını derinden etkileyen sonuçlarından biri de, çok sayıda Adıge insanının köle ve cariye olarak satılması olmuştur ki bu olgunun yansımalarını, Ahmet Midhat, Abdülhak Hamit, Sami Paşazade Sezai, Mizancı Murat gibi kendisi veya annesi Çerkes olan bir çok Osmanlı aydının eserlerinde açıkça görmek mümkündür. (bkz. Parlatır, 1987: 31 vd.)

Çerkes Muhacereti (Diasporası)

Çerkeslerin Kafkasya dışında en yoğun yaşadığı yerler, başta Türkiye olmak üzere, Suriye, Ürdün, Filistin, Mısır, Yugoslavya, bazı Avrupa ülkeleri ve Amerika gibi çok farklı ülkelerden oluşmaktadır. Varna'da halen dört Çerkes köyü vardır ve özel kıyafetlerini ve dillerini muhafaza etmektedirler. Trablusgarp'a (Libya) bir defada 1000 aile gönderilmiş olduğu arşiv belgesi ile sabittir. Irak, Endonezya gibi hiç tahmin edilmeyecek ülkelerde dahi Çerkes varlığına rastlanmaktadır. Mısır'da üç asırdan fazla hüküm süren Çerkes Memlükleri ise: ayrı bir araştırma konusudur.

Sürülen Çerkes sayısı

Büyük tehcirle ilgili resmi istatistik bilgilerinin tamamına sahip değiliz. Ancak muttali olunabilen Rus, İngiliz, Fransız ve Osmanlı kayıtlarında 700 binden 2 milyona kadar değişen rakamlar mevcuttur. Osmanlıdaki nüfus hareketlerini inceleyen Obisni İrolitimo 1866'da muhacirlerin bir milyona ulaştığını belirtir (Nartların Sesi, 1980: 15).

Ünlü tarihçi Kemal Karpat, 1859-1879 arasında göçürülen Kafkasyalıların, çoğu Çerkeslerden oluşmak üzere 2.000.000 civarında olduğunu, sağ salim Osmanlı Devleti'ne ulaşan muhacir sayısının ise 1.500.000 olduğunu belirtir (Karpat, 1995: 69). Kafkasya'nın hürriyet mücadelesi konusunda değerli bir eser yazmış olan Hızal da tehcirin 1.500.000 Kafkasyalının yurdundan sürülmesiyle sonuçlandığını belirtir (Hızal, 1961: 49).

Ancak; Kafkasya'da yaşanan iç tehcirleri, Sibirya ve Orta Asya'ya sürülenleri, Balkanlardan Anadolu'ya, Bandırma civarından Güneydoğuya göçürülenleri, Yahudi -Arap savaşında Golan bölgesinin işgali üzerine Kunaytıra'dan sürülenleri de hesaba kattığımızda, kelimenin hakiki anlamıyla yurdundan sürülen Çerkes sayısı üç milyonu aşmaktadır.

Rusya'nın iskâna müdahalesi

Binlerce yıllık öz yurdundan zulüm ve kanla sürdüğü milyonlarca insanı gittiği yerde de rahat bırakmayan Rusya, onların nerelerde iskân edileceğine de müdahale etmiştir. Rusya'nın 2 Mart 1878'de Osmanlı Devleti ile imzaladığı anlaşmada, Rus hududuna yakın yerlerde iskân edilen Çerkeslerin iç bölgelere götürülmesi hususu üzerinde durulmuştur (Berzec, 126). Nitekim öyle de yapılmış, 150.000 Çerkes bu sefer de Rumeli'den Anadolu'ya göçürülmüştür.