Bu Blogda Ara

3 Eylül 2007 Pazartesi

Bunlari Biliyormusunuz?

Bu günkü Türk Basınının temeli ve yeni cumhuriyetin
sesi olan Anadolu Ajansının Şimali Kafkasya
hükümeti tarafından Şark Cephesi kumandanı
Kazım Karabekir Paşaya gönderilen 45 000
Liranın 8 000 lirası ile kurulduğunu

Adigelerin kuzey Kafkasya için Uedışe (altın bahçe) ismini kullandıklarını, Uedışe olarak anılan bölgenin batıda Karadeniz,doğuda Hazar denizi,güneyde Terek nehri,kuzeyde ise don nehri ile çevrili bulunan bölge olduğunu ve bir zamanlar tüm bu toprakların adige vatanı olduğunu biliyormusunuz ?

Ünlü Adige Ozanı Paş|e Beçmırze'nin 60 yaşındann sonra okuma yazma öğrendiğini ve kendi oluşturduğu arap harfli adige alfabesi ile eserlerini yazdığını biliyormusunuz ?

Erzurum Kongresi'ne katılan delegelerden
Hüseyin Rauf Orbay(Abaza)
Bekir Sami Kunduk (Asetin)
Ibrahim Süreyya Yigit (Abaza)
Muzaffer Kılıç(Abaza)
Rize Delegesi Avukat Hakkı Bey (Abaza)
Suşehri Delegesi Ismail Hakkı Bey(çeçen)
Bekir Kubat(Asetin)
Osman Nuri Tufan(Dağıstanlı)
olduğunu...

Sivas Kongresi'ne katılan delegelerden
Hüseyin Rauf Orbay(Abaza)
Bekir Sami Kunduk (Asetin)
Hakkı behiç bey (Adige)
İbrahim süreyya bey(Abaza)
Emir Marşan paşa (Abaza)
Ömer Mümtaz Tanbiy(Kaberdey)
Hikmet Boran bey(Abaza)
Muzaffer Kılıç bey(Abaza)
Osman Nuri Tufan bey(Dağıstan)
Rize delegesi Osman bey(Abaza)
Manyaslı Yusuf bey(Adige)
Uzunyaylalı Kamil polat bey(Kaberdey)
olduğunu...

1567 yılında Hazar denizi kenarında başlayan ve 1864 yılında Kuban vadisinde ve Karadeniz kıyısında son bulan Kafkas-Rus mücadelesinin 297 sene devam ettiğini biliyormusunuz ?

Sivas Kongresine katılan
delegelerin misafir edilip ağırlanması
ve emniyetlerinin sağlanmasında
Daha sonrasında ise 3.kolordunun
iaşesinin temininde
Sivas ve Uzunyayla yöresi beylerinin
çok önemli yardımları olduğunu...
Maraş işgali ile mücadeleye giden
Kılıç Ali bey'in Pınarbaşına uğradığını
kendisine At ve Gönüllü asker
verildiğini...

Ju Hacı Ömer Efendi
Müftü Benejij hacı Mehmet Efendi
Aşkhot Hacı Mejid Efendi
Getejko Hüseyin Efendi
Encümen üyesi Lak Osman efendi
Karaçay Yusuf Canakayıt efendi
Belediye reisi Lo Mahmut efendi
Nefiko Osman Efendi
Gibi Çerkes beylerinin bizzat giderek
Sivas kongresinde izleyici olarak
bulunduklarını...biliyormusunuz?

1500 lü yıllardan itibaren Adigelerde salgın hastalık bulunan evin damına siyah bayrak dikilmek sureti ile hastalığın yayılmaması için çevrenin ikaz edildiğini biliyormusunuz ?

Eski Adige geleneğinde büyüğü sağ olan kişinin ismi ile çağrılmadığını biliyormusunuz ?

Arkeolojik kazılarda anlaşıldığına göre kafkasyada bakırın işlenmesinin sümerlerden öncesine dayandığını biliyormusunuz ?

Türk Milletinin ata sporu sayılan Güreş'te
Türkiye Cumhuriyetinin çıkarttığı Dünya ve
Olimpiyat Şampiyonlarının
Yaşar DOĞU
Hamit KAPLAN
Adil CANDEMİR
Mahmut ATALAY
hepsininin Kuzey Kafkasyalı Çerkesler
olduğunu


Beşiktaş Kulübünün Bir Çerkes Aydın'ı
önderliğinde
Mehmet Fetgerey
Şöenu kurulduğunu.

Yaklaşık 1200 km uzunluğundaki Kafkaslar
üzerinde Elbrus (oşhamafe) 5642 m.
Diktau 5204 m.
Koştantau 5151 m.
Puşkin 5100 m.
Şhara 5068 m.
Cangitau 5058 m.
Kazbek 5033 m.
yüksekliğinde doruklar bulunduğunu
Bu doruklarda 1424 km2.lik alan kaplayan
2200 buzul bulunduğunu...

İngilizcede Beyaz ırk için kullanılan Circassian "Kafkasyalı" teriminin ilk kez Johann Friedrich Blumenbach tarafından 1795'te yayınlanan 'İnsan Cinsindeki Doğal Farklılıklar' adlı kitabında kullanıldığını. Blumenbach'ın, Kafkas Dağları civarında yaşayanları (yani Gürcüler ve Çerkesler) Beyaz ırkın 'ilk' ve 'en güzel' temsilcisi olarak gördüğü için bu adı verdiğini biliyormusunuz?

1600'lü yıllarda Adigelerin gerek çar tarafından gönderilen öğrencileri eğiterek,gerekse moskovaya eğitmenler göndererek rusları özellikle demircilik ve silah yapımı konusunda eğittiklerini biliyormusunuz ?

1921'de Moskova'daki görüşmelerde Kemalist heyetin Güney Kafkasya'daki uzlaşmalara karşılık Kuzey Kafkasya meselesinde Bolşeviklere tam destek önerdiğini,Kuzey Kafkasya bölgesinde verilecek ödünlere karşı Kemalistlerin Bolşeviklerden siyasi destek, silah ve cephane, dış ilişkiler alanında ise Ermenistan'ın bazı topraklarının Azerbaycan'a teslim edilmesini istediğini biliyormusunuz ?

Osmanlı İmparatorluğuna sürülen Çerkeslerden
bir kısmının Kafkasyaya geri dönmek istediğini
Fakat bunun Osmanlılar ve Ruslar tarafından
sınırın her iki tarafına yerleştirilen 25 000 kişilik
silahlı birlik tarafından engellendiğini?

Bu günkü Dar-ül aceze'nin Abhazların Kozba ailesinden Halil Rıfat paşanın oğlu Mahmut Celaleddin paşa tarafından kurulduğunu biliyormusunuz ?

Halide Edip'in aslen Adige olduğunu fakat mensubu olduğu kendi halkına karşı takındığı aşağılayıcı tutum nedeni ile Cumhuriyet sonrası Adigelerin ismini bile anmadıkları bir Türk ünlüsü olduğunu biliyormusunuz ?

Amasya Tamimi Yeni Cumhuriyetin kuruluş
manifestosu olarak kabul edilir O Dönemde
Amasya vilayetinde :
Emniyetten sorumlu birliklerin başında
5.Kafkas Tümenin'nin Geldiğini; Tümen
komutanı Cemil Cahit Toydemir,
Alay komutanı Şemsettin Jular,Tabur
komutanı Osman Onarak gibi pek çok
üst düzey komutanın Çerkes olduğunu
Yörenin Asayişten sorumlu bir diğer birliği
olan Amasya Jandarma kumandanlığının
başında bulunan binbaşı ömer bey'in
Çerkes olduğunu...
Yörede Pontus rumlarının yarattığı teröre
karşı oluşturulan Milis güçlerinin başında
(Berzeg Kazım bey,Berzeg Ekrem bey,
Zeşo Tahir,Şetoh Musa gibi)Pek çok milli
Mücadele yanlısı Müfreze kumandanının
bulunduğunu...
Bunların Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak
Bastığı andan başlayarak bölgedeki
seyahati boyunca güvenliğini sağladıklarını?

Kuzey Kafkasyadaki 4 özerk cumhuriyetin
toplam yüzölçümünün 91 100 km2
Karaçay Çerkes özerk bölgesi ve Adige
özerk bölgesi dahil edildiğinde 111 800
km2 olduğunu...

Tüm Kuzey Kafkasya'nın toplam yüzölçümünün 254 300 km2,Tüm kafkasyanın
yüzölçümünün 440 400 km2 olduğunu...

Kanûnî Sultan Süleyman,Sultan İkinci Abdülhamid ,Sultan Mehmed Reşad ,Sultan Beşinci Murad ve bugün Osmanlı hanedanının vârisi olan Osman Ertuğrul Efendi'nin annelerinin Çerkes olduğunu biliyormusunuz ?

M.Ö. VIII - VII yüzyıllarda Kafkasyada
Demirin kulanılmış olduğunu,Demirden
kılıç ve çeşitli avadanlıklar yapılabildiğini
Kaynak: Arkeolog E.P.Alexeyev.

Kumuk Türkçesinin 1918 Kuzey Kafkasya halkları ulusal kurultayında tüm Kuzey Kafkasya'nın birleştirici ortak dili sayıldığını ve 11 Mayıs 1918'de kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti'nin resmi dili olarak kabul edildiğini biliyormusunuz ?

Akdenizin köklü yunan medeniyetini kuranların ecdadımız diye ilan ettikleri dokalyon (deucalion) Kafkasyalı bir muhacir olduğunu biliyormusunuz ?

Doğu medeniyetinin öncüleri olan İranlılar Kafkas'ı insanlığın beşiği olarak kabul ederler.

İran menşeli zend-avesta* mukaddes rivayetlerinde Kafkastan Guhukaf adıyla bahsedildiğini,Elbruz ve Kazbek dağlarının da tanrıların yuvası olarak kabul edildiğini biliyormusunuz ?


Derleyen : Sinan ERCAN

CERKESLER'DE KADIN

ADİGELERDE KADININ YERİ

Hanceriy bir yazısında Şöyle bir olay anlatır :

Yaşlı bir Adige kadınının savaşta üç oğlu varmış.

Bunlardan ikisi cephede can vermişler ve kadının son kalan oğlunu da kanlar içerisinde can çekişirken bir atın sırtında kapıya getirmişler bir gün.

Yaralı adam kapısının önüne gelir gelmez bir kelime dahi söyleyemeden boş bir çuval gibi atın üzerinden yuvarlanıp, anasının ayakları dibine düşmüş ve oracıkta can vermiş.

Kadın hiç bir telaş göstermeden oğlunu getirenlere dönüp sormuş – oğullarım yiğitçe savaştılar mı ?

Diğerleri cevaplamışlar – Evet, kahramanca savaştılar,düşman karşısında asla geriye dönmeksizin yiğitçe mücadele ettiler.

Kadın bu sözü duyduktan sonra ancak ölen oğulları için ağlamağa başlamış. Bir yandan ağlayıp bir yandan "babalarına yakışır şekilde yaşayıp ölen yiğit oğullarım,güzel evlatlarım " diyerek ağıtlar yakıyormuş. Kadın bir an duralamış ağlamasını kesmiş ve şöyle söylemiş: "Hayır ben şanssız,bahtsız bir kadın değilim,yüreğim rahat oğullarımın akibetlerini bilerek,yiğitçekahramanca öldüklerinden emin olarak evlatlarım için ağlayıp yas tutacağım,ama şanssız ve bahtsız değilim.

Hanceriy bu olayı anlattıktan hemen sonra ekliyor ve şöyle diyor devamında : Gördünüz mü Adige kadınını, onun mitolojideki kadın kahramanlardan farkı nedir ?

Dışarıdan Kafkas halklarını gözlemleyenler açısından ele alacak olursak bunların pek çoğu Adigelerin kadına bakış açısını tam olarak kavrayabilmiş değillerdir,hala da böyleleri vardır günümüzde.

Kadının özgürlüğünü sınırlayan doğu kültürleri ile Adige kültürünü bir tutanlar maalesef hala mevcut .

Elbetteki bu kanaat büyük bir yanılgı olduğu gibi bu tür düşünenleri haklı çıkartacak hiç bir örnek te gösterilemez.

Hanceriy bir başka yazısında Adigelerin kadına bakışlarının Asya’daki diğer müslüman halklar gibi olmadığına örnek olarak Met çunatıko Yusuf İzzet paşadan naklen şöyle söyler : " Doğu toplumlarında olduğu şekilde Adigeler’de kadın ağır işlerde çalıştırılmaz.

Onlarda adet olduğu şekilde bizde erkekler bir kenara çekilip kadını sert yamaçlarda ziraat işlerinde,tarım işlerinde bahçe işlerinde çalıştırmazlar…"

Adigelerde erkeğin kadına el kaldırdığı , küfrettiği veya aşağılayıcı sözler söylediği duyulmuş görülmüş değildir.

Ve bu tür hareketler çok büyük bir ayıp olarak karşılanır toplum tarafından.

Dolayısıyla da Adigelerin kadına bakışlarını islamın yaklaşımıyla aynı görmek ve Adigelerin kadını müslüman doğu toplumlarının bakış açısı ile değerlendirdiğini söylemek doğru değildir.

Adige töresinin kadına verdiği değeri ve kadına bakışını yansıtan pek çok örnek vardır söylencelerimizde.

Mesela Seteney guaşe,Adiyuh, Meliçıphu,Dahenağue,Laşın ve benzeri pek çok örnek görebilirsiniz bu konuda.

Söylencelerden örneklediğim bu kadınlar hepsi aynı veya birbirinin benzeri karakterde değillerdir,onlara dair anlatılan olaylar da belki birbirinin zıddı olaylardır fakat bunların hepsinde Adige kadınına dair,Adigelerin kadına bakışına dair güzel örnekler bulabilirsiniz.

Bu söylencelerde örneklerini görebileceğinin bakış açısı ve değerlendirme biçimi bir kaç yüzyıldan günümüze kadar önemini yitirmeksizin devam edegelen bir Adige töresidir.

Mesela Seteney Guaşe'yi ele alalım.Onun Mitolojideki yeri diger kahramanlarla kıyaslandığında hiç te küçümsenmeyecek kadar önemlidir.Hatta daha ileri giderek "belki de seteney guaşe olmaksızın nart destanları bu günkü önemini kazanamazdı" diyebilirim.

V.İ.Abaev bu konuda şöyle söyler: "Eğer Nart destanlarından bir erkek kahraman eksilse bir şey olmaz ama Seteney bu destanların -olmazsa olmaz-karakteridir."

Şoten Askerbiy "Kadının üstünlüğünü ve değerini gösteren bu destanın bir benzerinin dünya kültürlerinde ve mitolojilerinde olmadığını" söyler bir yazısında.

Nart destanlarındaki erkek kahranmanların pek çoğunun öldüğünü veya bir şekilde yaşamlarının son bulduğunu görürsünüz fakat bu destanların hiç bir yerinde Seteney Guaşenin öldüğünü söylemez,bir yoruma göre bu onun yaşamının son bulmasını kabullenemeyen o halkın isteğinden ve destanı bağlayış biçiminden kaynaklanır.

Çünkü Seteney güzeldir,akıllıdır,alımlıdır,o nartların annesidir,danıştıkları akıl hocalarıdır,ileri görüşlülüğü ile onların gözüdür,sevecenliği ve ile iyiyi ve güzeli gösterendir,namuslarıdır kısacası.İncelediğinizde dürüstlük ve açıksözlülükte seteney'i gölgede bırakabilecek bir başka tanrı yoktur Adige mitolojisinde.

Günümüzde bile seteney güzelliğin,dürüstlüğün,ileri görüşlülüğün,asaletin ve aklın bir tarifi gibi görülür, bu gün bile Adigeler,Abhazlar,Asetinler kadını yüceltmek ve methetmek istediklerinde " o seteneydir, seteney gibidir" vb. İfadeler kullanırlar.

Bir diğer örnek olarak meliçiphu'ı alırsak o seteney gibi bilge,güzel,akıllı değildir mesela. Bu söylencenin ortaya çıktığı dönem ataerkil topluma geçildikten sonraki zamandır. Bu söylencede verilmek istenen mesaj " gerçek kadın güzelliği ile değil aklı ile kendisini kabul ettirendir " şeklinde özetlenebilir kısaca.

Buradaki kadın kahraman küçük ve zayıf,sıradan,hatta komik bile denebilecek bir kişiliktir ilk bakışta, fakat incelendiğinde görülürki burada da kadının toplumdaki yerine,önemine ve Adigelerin kadına bakışına dair pek çok örnek vardır.

Adigeler kadına en çok değer veren halklardan biri olagelmişlerdir herzaman.Gerek toplumu ilgilendiren genel işlerde,gerek kendi cemiyeti ve dar çevresi,gerekse aile çevresi içerisinde her zaman kadının çok önemli bir yeri ve değeri olagelmiştir.

Bütün bunların ötesinde sadece Adige töresini incelemiz bile kadının yeri ve önemi konusunda yeterince bilgi sahibi olmamız için yeterlidir.

Hanceriy bir yazısında Kadına gösterilen saygının Adige töresinde en önemli geleneklerin başında yeraldığını belirterek şöyle söyler : Öldürülen birinin intikamını almak için kılıç elde yola çıkan bir grup, araya bir kadın ricacı girdiğinde yollarından döner ve silahlarını bırakırlar.

Bu ve bunun benzeri örnekler pek çoktur eski Adige söylencelerinde.

Eskilerde tüm toplumu ilgilendiren önemli konularda kadınlara danışıldığı zamanlar ve bu tür olayları anlatan pek çok örnek vardır. Fakat zaman içerisinde Adigelerde de kadın toplum işlerinden çekilmiştir , fakat yinede aile ve toplumdaki saygınlığı aynı şekilde günümüzde de devam etmektedir.

Adige töresinde kadına saygı sadece namus kavramı ile açıklanamaz. Erkek için öngörülmeyen pek çok hak kadına verilmiş ve saygı bu ilişkilerin temeline olmazsa olmaz koşul olarak konulmuştur.

Bir kadının hatırını kırmak,onu incitmek ve ona karşı saygısızca davranmak en ayıp işlerden biri olarak görülür.

Adigelerde kadına verilen değer yaşamın her alanında belirgin bir biçimde gözlemlenebilir.

1829 yılında Kafkasyada bulunan Belçikalı bir bilimadamı olan Jan şarl de bess şöyle anlatır kitabında : "Bir atlı yolda bir kadın ile karşılaştığında,atından iner ve atını kadın'a verir binmesi için;eğer kadın bunu kabul etmezse adam atının gemini tutarak kadına gideceği yere kadar yaya olarak eşlik eder."

Bir atlı yolda bir erkekle karşılaştığında eğerinin üzerinde hafifçe doğrulup onu selamlaması yeterli idi,fakat eğer bir kadınla karşılaşmışsa atından inip onu selamlamak ve ona bir süre eşlik ettikten sonra yoluna devam etmek gerekirdi.

Bir gurup erkeğin oturduğu bir odaya kadın davet edildiğinde veya öyle bir ortama kadın geldiğinde kadın en iyi yere oturtulur ve erkekler ayağa kalkarak ona güzel sözler söylerler gönlünü alırlardı. Sofrada olanın iyisi kadına ikram edilirdi,odada bir kadın olduğu sürece sert bir ifade ile konuşulmaz.kötü söz ve küfür benzeri kelimeler kullanılmaz,bu tür konuşmalar kadına duyurulmazdı.

Kadının gözü önünde hayvanlar kamçılanmaz,onlara vurulmaz,bir yolculuğa çıkılacaksa, kadınlar sürücünün at'ı(veya öküzü) kamçıladığını görmeyecek şekilde oturtulurlardı.

Çeşmelerde veya derelerde kadın suyunu doldurup işini bitirmedikçe atlılar oraya atlarını sulamak için girmezlerdi.

Dörtnala giden atlı eğer kadınların olduğu bir yerden geçiyorsa yavaşlardı,silahını göstererek tutmaz,kadının olduğu yerde silah çıkmazdı.

Eğer erkek bir kapı önünden geçerken bir kadının odun kırdığını veya benzer ağır bir iş yaptığını görürse yanına gider o işi kadının elinden alıp kendisi yapar ve sonra yoluna giderdi.

Yolculukta kadının rahat etmesi için azami özen gösterilir, eğer dağda,ormanda veya yolda yemek yenecekse kadına yemek yaptırılmaz bu iş erkekler tarafından yapılırdı.

Görüldüğü gibi Adige toplumu töresinin gereği olarak kadını en üst mertebede tutmakta ve ona hakettiği değeri vermektedir.

Bunun yanısıra büyük sıkıntılar çekip baskılara uğrayan,pek çok hakkı gaspedilen kadınlar da olmuştur toplumumuzun içerisinde.Fakat bunun asıl sorumlusu Adige toplumu ve töresi olmayıp sonradan pek çok geleneğimizin deforme olmasına yolaçan din kaynaklı davranış biçimleri ve bunu kendi çıkarları için en iyi şekilde kullanan feodalitedir.

Bu tür istisnalar hiç bir zaman Adige toplumunu ve töresini tümüyle sorumlu kılmaz ve kapsamaz fakat yinede günümüzde bile o dönemlerden kalmış ve Adige kültürüne uygun olmayan pek çok hatalı davranış biçimi hala muhafaza edilmektedir maalesef.

Mıjey Mihail. Adige töresi ve bugünümüz- İsimli kitabından alıntı.

Adige Psalhe gazetesi 12.5.2001 Nalçik

Çeviri : Ergün YILDIZ


Not: Yazida vurgu yapilan Islam dogu kulturune ait islam anlayi$idir tahmin edilebilcegi gibi islamdaki kadinin yerinden bahsedilmemektedir!!!

19 Ağustos 2007 Pazar

POLONYA'DAKi BE$ ÇERKEZ PRENSi

(Martin Kruscynski)
(ingilizce'den çeviren: Mustafa Naç)
Polonya'ya yerle$en be$ Çerkes prensi ülkeleri Kuzey Kafkasya'dan gelmi$lerdi. Kuzey Kafkasya, Terek ve Kuban nehirleri arasinda batidan doðuya uzanan topraklardir. Tatarlar buraya Be$tan, Ruslar ise Piatyhorje diyorlardi. Fakat asil ismi "Kabarda" idi.

Kabardaylar ve onlara akraba olan Bes(le)neyler ya$iyordu burada. 15-16'nci yüzyillarda baðimsiz bir ülke oldular. Bu devlete Ruslar "Cherkassy", Polonya ve Litvanyalilar "Petyhorcy" adini vermi$lerdi. Kirim Tatarlari'yla iyi ili$ki içindeydiler. Kabardey sava$çilari, kom$u dü$manlara kar$i Kirim Tatarlari'na yardim ediyordu.
1555-1560 yillari arasinda Kabarda ülkesi Rus egemenliðine girdiði siralarda Ukrayna prensi Dymitro
Wisniowiecki Polonya'yi terk edip Kirim Tatarlarina kar$i sava$maya Rusya'ya gitmi$ti.

Dymitro Wisniowiecki, ayni zamanda yüz sene sonraki Polonya Krali Michal-Korybuth Wisniowski'nin dedesidir. O tarihlerde Polonya, Ukrayna, Beyaz Rusya ve Litvania ülkerleri tek bir devletti.

Dymitro Wisniowiecki bu sava$ta kendi Kazak ordusuyla büyük ba$arilar elde etmi$ti. Kendisi de aslen bir Kazak olup Kazak "Zaporozha" birliðinin de kurucusuydu.

Çar Korkunç ivan onu Kabarda Valiliðine atadi. Dymitro ve diðer Kazaklar Kabarda ülkesini yillarca iyi ve hö$görülü bir $ekilde yönetince bir çok Çerkes sava$çisini da yanina kazanmi$ oldu.
Fakat 1561 yilinda Çar Korkunç ivan Polonya'ya saldirmaya karar verdiðinde, Prens Dymitro artik Rusya'da kalamayacaðini anlami$ti ve ülkesini Ruslara kar$i savunmak için Ukrayna'ya geri döndü.
Bu harekete oldukça öfkelenen Korkunç ivan'in $öyle dediði anlatilir: "Dymitro bize bir köpek olarak geldi ve bir köpek olarak geri döndü".

Ve sonunda Prens Dymitro 1563'de Moldova'da yakalanip istanbul'a Türk Devletine teslim edildi. Türkler de onu Tatarlar'a kar$i yaptiði sava$lardan dolayi idam ettiler.

Bir kaç ay sonra ise bir grup Çerkes Prensi-Dymitro ile dostane il$kilerinden dolayi-kendi Çerkez sava$çilarindan bir grubunu Kabarda'daki Rus egemliðine kar$i i$birliði için Polonya'ya gittiler.
Korkunç Çar bu prensleri kendince ölüme mahkum etmi$ti.

1561 yilinin Aðustos ayinda Polonya Krali Çerkesya'dan gelecek olan tüm sava$çilari kabul edeceðini kendisinin özel "Kralin Kitabi"na yazarak ilân etmi$ti. Böylece 1562'de be$ Kabardey Prensi yurtlarini terkedip aile ve sava$çilariyla birlikte Polonya'ya geldiler. Polonyali tarihçiler bunlarin 300 ki$i olduðunu yaziyor.
Polonya krali onlari büyük bir $eref ve hediyelerle kar$iladi. Bu kar$ilama $ekli Çerkesleri çok memnun etmi$ti.
Polonya'ya gelen Çerkez Prenslerin adlari $öyledir:

Kasim Kambulatowicz (Czerkaski), Gawrila Kambulatowicz (Czerkaski), Onyszko/Aleksander Kudadek (Czerkaski- çok ünlü bati Çerkasya Prensi Sibok/Wasyl Konsaukowicz'in oðlu, ayni zamanda da Temruk Szymkowicz, Sibok'la akraba idi), Solgien Szymkowicz (Czerkaski-Szymek Temruk'un oðlu), Temruk Szymkowicz (Czerkaski-Szymek Temruk'un oðlu).

Korkunç ivan, Çerkes Prensleri'ni tekrar kazanmak için Aleksiej Klobukov'u temsilci olarak Polonya'ya yolladiysa da, sonuç alamadi. Çerkesler'in çoðu Ortodoks, bazilari Pagan dinine mensuptu. Daha sonra bir kismi Ukrayna Ortodokslari'na katildi, bunlarin üst sinifindan olanlarsa Polonya'li Katolik oldular.
Prens Solgien ve Prens Temruk, Polonya ordusundaki özel Çerkes/Kazak birliðinin kumandanliðina getirildi. Fakat Çerkes komutanliðinda, sava$çiliðini en güzel örneklerini Prens Temruk gösteriyordu. Bir çok yazili belge onun kahramanliklarindan bahseder. Örneðin, 13 Nisan 1572 de, güçlü bir Türk ordusu Moldova'da Polonya ordusuna saldirdiðinda bütün Polonya birlikleri panik halinde sava$ meydanini terk ettiklerinde, bir tek Prens Temruk ve yanindaki Çerkes sava$çilari meydaninda kalmi$ ve Polonya birlikleri geri dönene kadar sava$mi$tilar.


Prens Temruk'un cesaret dolu ba$arilari ödülsüz kalmadi tabii; Polonya krali onu Polonya aristokrat sinifina yükselten bir ni$an verdi. Ve ayni zamanda ona Polonya, Litvanya ve Ukrayna'nin ortak "Podolie" bölgesinden, büyük malikaneler verildi.

Gün geçtikçe bu be$ Çerkes Prensi çok güçlü, zengin ve nüfûz sahibi olup hepsi de Podolie bölgesine yerle$tiler. Her yil yeni Çerkes sava$çilari Polonya'ya gelip bu özel Çerkes/Kazak birliðine katilmaya devam ediyordu. Bir kaç yil sonra bu özel birlikler öyle güçlendiler ki, artik Polonya ordusunun ayrilmaz bir parçasi haline gelmi$lerdi. Ta ki 1795 yilina kadar.

O yil Rusya, Prusya ve Avusturya Polonya'yi i$gal etti ve burayi parçalara böldü. Dolayisiyla Polonya ordusundaki Çerkeslerin sayisi azaldi ve onlarin yerlerini artik daha çok Polonyali, Ukraynali ve Tatar askerler aliyordu. Fakat bu özel birlikler hiç bir zaman Çerkes görünümünü ve karakterlerini kaybetmediler. $öyle ki; Çerkes adetleri, Çerkes silahlari ve Çerkes sava$ taktiklerini korudular ve devam ettirdiler.
Bu Çerkes Prensler'in çocuklari zamanla Polonya toplumunda asimile oldu. Fakat mizaçlarini ve sava$ma isteklerini - özellikle can dü$malari Ruslara kar$i - her zaman korudular. Ruslar Ukraynayi i$gal ettiklerinde ise, Polonya'daki Çerkesler varliklarini kaybettiler.


Günümüzün Polonya'li tarihçileri, bu be$ Çerkes Prensi'nin Polonya ordusunun evrimi için sarfettikleri muazzam etkiyi kabul ediyorlar.

15 Ağustos 2007 Çarşamba

R U S S I A N - C I R C A S S I A N W A R & G E N O C I D E

The massacre of the Circassians, a forgotten people, serves as the subject of Stephen D. Shenfield’s essay. The Circassians were forced to resettle after the tsarist conquest of their territory. Their homeland rested in the northwestern Caucasus and on the northeastern shore of the Black Sea--along the southern border of the Russian empire. Before the Russian invasion, Circassia possessed two million people and an area of 55,663 square kilometers. They fought against Russian invasions from 1763-1864 and ultimately were defeated, with many Circassians being deported to Turkey. The decision to deport the Circassians came in 1860; the Russians invaded from the north, accompanied by mobile columns of riflemen and Cossack cavalry; four thousand Circassian families left for Turkey. In 1862, Russian soldiers burned Circassian villages and trampled the crops; those who fled died in the forests and mountains of hunger and exposure. The Russian General Babich took his soldiers south, burning Circassian villages along the way. In May 1864, the remaining Circassians bonded together in a frenzied battle and emerged triumphant over the Russian invaders; the victory, however, proved to be short-lived because the Russians returned with more artillery and soundly defeated the Circassian men and women; dissatisfied by only killing the Circassian adults, the triumphant Russian soldiers sought out the children and shot cannon shells at them.


It was really the first intentional large-scale genocide of the modern times, as well as the model case of the consequent tradition of ethnic cleansing. It was also the largest single genocide of the 19th century.

The Circassian genocide ended at about same time with the launching of the Jewish deportations in 1880s, when more than three million Circassians had been expelled from the territories occupied by Russia. The numbers of those who were killed, are not known. Anyway,
it meant 90 per cent of the whole Circassian population. Anssi Kullberg, ''The Eurasian Politician'' - October 2003

OSMANLI ARŞİVLERİNDE ÇERKESLER İLE İLGİLİ BELGELER

Osmanlı dönemine ait arşivlerde Çerkesler ile ilgili (özellikle sürgün dönemine ait) bir çok belge bulunmaktadır. Aşağıda bu belgelerden bir bölümü başlıklar halinde verilmiştir. Belgelerin çokluğu nedeniyle sadece küçük bir bölümü yer almaktadır. Belgelerin tamamına T.C. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü web sitesinden ulaşılabilir.

Tarih: 02/R /1290 (Hicrî) Dosya No:455 Gömlek No:52 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Kafkasya'dan göç etmek isteyen Çerkes kabilelerinden, evvelce Memalik-i Mahruse'ye hicret etmiş olanların akrabalarına öncelik verilerek peyderpey kabul edilecekleri.
Tarih: 11/S /1277 (Hicrî) Dosya No:193 Gömlek No:46 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Çerkes muhacirlerinden bir kısmının iskan için Sivas'a izamı.
Tarih: 02/Z /1277 (Hicrî) Dosya No:480 Gömlek No:70 Fon Kodu: A.}MKT.UM..
Daha önce Siroz'a iskan olunmaları için gönderilen Çerkes Altıkesek kabilesinden altmışbeş kişinin Sivas'da yerleştirilmesi.
Tarih: 24/Za/1275 (Hicrî) Dosya No:284 Gömlek No:40 Fon Kodu: A.}MKT.NZD.
Kuban havalisinde bulunan çerkeslerden Dersaadet'e gelen beşyüzdoksanüç nüfusun yerleştirilmesi ve tayinatlarının verilmesi.
Tarih: 04/R /1276 (Hicrî) Dosya No:147 Gömlek No:43 Fon Kodu: A.}DVN.
Çerkes Anaçok Kabilesi'nden ve Rusya tebeasından muhacirlerin Osmanlı Devleti tarafından gösterilen yerlerde iskan edilenlerinin listesi.
Tarih: 08/Za/1276 (Hicrî) Dosya No:407 Gömlek No:32 Fon Kodu: A.}MKT.UM..
Çerkez muhacirlerinden Altıkesek Kabilesi'nin Tabnogay Takımın'dan Bozok'da iskan edileceklerinin İzmit tarikiyle gönderildikleri ve bunların vusüllerinde Bozok'a yerleştirilip yevmiyelerinin verilmesi.
Tarih: 30/M /1278 (Hicrî) Dosya No:230 Gömlek No:16 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Çepni karyesinde bulunan araziye Çerkezistan'dan gelen muhacirlerin yerleştirilmesi.
Tarih: 01/C /1278 (Hicrî) Dosya No:382 Gömlek No:70 Fon Kodu: A.}MKT.NZD.
Samsun'a gelen Çerkes muhacirlerinin geçici olarak Yozgat'ta iskan edilmesinin uygun olduğu, ileride sürekli iskan edilecekleri yerlere gönderilmeleri.
Tarih: 17/M /1281 (Hicrî) Dosya No:303 Gömlek No:89 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Kosova sahrasında iskan edilmek üzere gönderilen Çerkez muhacirlerine iyi muamelede bulunulduğu.
Tarih: 28/Z /1298 (Hicrî) Dosya No:1338 Gömlek No:23 Fon Kodu: DH.MKT.
Kafkasya'dan Dersaadet'e gelen Çerkes muhacirlerinin zaruri masrafları için gerekli olan meblağın tesviyesi talebi.
Tarih: 21/C /1304 (Hicrî) Dosya No:2 Gömlek No:14 Fon Kodu: Y..PRK.DH..
Adapazarı'nın Sapanca Nahiyesi'ne bağlı Şadiye Karyesi'ndeki Çerkes muhacirlerin erkek nüfusu ve hane miktarı.
Tarih: 22/B /1304 (Hicrî) Dosya No:1413 Gömlek No:33 Fon Kodu: DH.MKT.
İkiyüz hanelik bir Çerkes muhacir kafilesinin yakında Kerç üzerinden Osmanlı ülkesine geleceği ve çoğunun sefer masraflarını tedarikten aciz oldukları bildirildiğinden gereğinin ifası.
Tarih: 30/Ş /1322 (Hicrî) Dosya No:526 Gömlek No:1 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Rusya'nın Kuban vilayeti ahalisinden ve Çerkes kabilelerinden hicretle gelecek muhacirlerin Ankara vilayetine nakil, iskan ve masraflarının karşılanması.
Tarih: 29/Ca/1278 (Hicrî) Dosya No:522 Gömlek No:18 Fon Kodu: A.}MKT.UM..
Trabzon'a gelmiş olan Çerkes ve Nogay muhacirlerinin sayılarında hayli artış olduğundan bunlardan bir kısmının, Sivas, Urfa ve Diyarbakır eyaletlerine sevkine kadar Trabzon'da barındırılmaları.
Tarih: 24/C /1304 (Hicrî) Dosya No:1405 Gömlek No:98 Fon Kodu: DH.MKT.
Sapanca'da Çerkeslerle Gürcüler arasındaki düşmanlığın bertaraf edilmesi için tarafların ileri gelenlerinden bir kaç kişinin sıkı bir şekilde uyarılmak üzere Dersaadet'e çağırılmaları için İzmid mutasarrıf vekiline yazı gönderilmesi.
Tarih: 03/Ra/1277 (Hicrî) Dosya No:156 Gömlek No:50 Fon Kodu: A.}DVN.
Dersaadet'e gelip Üsküdar'da bekleyen Çerkes Kabartay muhacirlerinden Anzavar Kabak Kabilesi mensublarına yevmiye tahsisi ile bunların Sivas'ta yerleşmelerine müsaade edilmesi.
Tarih: 28/C /1294 (Hicrî) Dosya No:128 Gömlek No:14 Fon Kodu: Y..EE..
Çerkesler ve Abazalara iane toplanmasına çalışılacağı, yeni icad tüfek ve rovelverferin ise Mısır askerinin izinli olanlarının silahlarından tedarik edilerek gönderileceğine dair Mısır Hidiviyeti'nden telgrafname.
Tarih: 24/Za/1275 (Hicrî) Dosya No:284 Gömlek No:40 Fon Kodu: A.}MKT.NZD.
Kuban havalisinde bulunan çerkeslerden Dersaadet'e gelen beşyüzdoksanüç nüfusun yerleştirilmesi ve tayinatlarının verilmesi.
Tarih: 17/Ra/1277 (Hicrî) Dosya No:430 Gömlek No:11 Fon Kodu: A.}MKT.UM..
Sivas Uzunyayla'da iskan olunacak Çerkes Muhacirleri için Gedikçik kazası ahalisinin inşa ettirdiği evleri hibe etmesinin ilanı ve kaza müdürü ile meclis azalarının taltifi.
Tarih: 25/R /1277 (Hicrî) Dosya No:435 Gömlek No:43 Fon Kodu: A.}MKT.UM..
Sivas'ın Uzunyaylası'na iskan edilen Çerkes muhacirinin evlerinin bir hizmet olarak Alacahan, Kangal, Aşudu ve Tenos kazaları ahalilerince inşa edildiği bu husustaki mazbataların takdimi.
Tarih: 15/Ş /1277 (Hicrî) Dosya No:210 Gömlek No:63 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Ankara sancağına gönderilmiş olan muhacirinin bir kısmının Uzunyayla'da iskan olunmak arzusunda bulundukları.
Tarih: 13/L /1277 (Hicrî) Dosya No:760 Gömlek No:71 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Kastamonu'da iskan edilmek üzere gönderilen Çerkez muhacirlerinin Sivas, Uzunyayla'ya gitmek istemeleri üzerine ne yapılması gerektiğine dair emir verilmesi talebine dair.
Tarih: 15/Z /1277 (Hicrî) Dosya No:356 Gömlek No:39 Fon Kodu: A.}MKT.NZD.
Çerkes muhacirlerinden ve Altı Kesek Kabilesi'nden İshak Efendi ile Saduka ve Mehmed nam kimselerin kabileleriyle Bursa'dan Uzunyayla'ya nakl ve iskanları.
Tarih: 1199 (Hicrî) Dosya No:21 Gömlek No:1011 Fon Kodu: HAT
Şeyh Mansur kasasına dair Soğucuk tarafından Çerkes lisanıyla gelen mektup ve tercümesi arz edilmiş olduğu ve Soğucuk'a bir vezir başbuğ ile top ve mühimmat gönderildiği ve hediyelerin de gönderilmek üzere olduğu ve Şeyh Mansur'a ve kabailin celbine ne veçhile yardım lazımsa Soğucuk muhafızına yazılacağı ve Ruslar ahdi nakz ederler ise Kabartaylar, Lezkiler ve Abaza ve Çerkes ve Tatarlardan birer kol Balta üzerine ve Kırım tarafına sevk olunacağı ve donanmanın da hareketi hakkında arz olup yukarısında Abdülhamid I'in gayret gösterilmesi ve tanzimleri hakkında benim vezirim başlığıyla hatt-ı hümâyûn vardır.
Tarih: 09/C /1270 (Hicrî) Dosya No:71 Gömlek No:100 Fon Kodu: HR.MKT.
Ticaretle iştigal etmek üzere Dersaadet'e gelip giden Çerkezlerin Trabzon'dan memleketlerine gitmelerinde kendilerine engel olunması.
Tarih: 17/L /1294 (Hicrî) Dosya No:1323 Gömlek No:43 Fon Kodu: DH.MKT.
İnöz Kasabası'na gelen ve çiçek hastalığı taşıdıkları anlaşılan Çerkeslerin karantinaya alınarak, hastalığın sirayetinin meni lüzumu.
Tarih: 29/Z /1300 (Hicrî) Dosya No:7 Gömlek No:57 Fon Kodu: Y..PRK.AZJ.
Çerkes ve Gürcüler ile Gürcistan'a dair kısa bilgiler. (tt)
Tarih: 04/S /1304 (Hicrî) Dosya No:1375 Gömlek No:54 Fon Kodu: DH.MKT.
Rusya'da Çerkes Beyi Han Giray'ın hemşirezadesinin Düzce'de oturan İshak Bey ile evlenme merasimlerine çok sayıda Çerkesin katılacağının haber alınması üzerine, gelinin, İstanbuldan deniz yoluyla Akçaşehir üzerinden götürmesinin kararlaştırıldığı ve teferruatına dair Bolu Mutasarrıflığı'ndan alınan telgrafname suretinin Sadaret'e takdimi.
Tarih: 23/S /1304 (Hicrî) Dosya No:1379 Gömlek No:101 Fon Kodu: DH.MKT.
Yerleştirildikleri yerden kalkıp Hudavendigar'ın Ilıcaboğaz adlı bölgesine yerleşen Çerkes muhacirlerinden İsmail Bey takımı ve bunlara katılan sair Çerkeslerin arazi sahipleriyle davalarının, anılan bölgede İsmail Bey'in yirmi hanelik takımı dışındakilerin başka yerlere nakli şeklindeki bir kararla halledildiği, bunun için lazım gelen muamelatın icrası.
Tarih: 06/B /1304 (Hicrî) Dosya No:1408 Gömlek No:89 Fon Kodu: DH.MKT.
Gürcüler ile Çerkesler arasındaki anlaşmazlığın ikamet ettikleri Şadiye ve Mahmudiye köylerinden birinin başka yere nakledilmesi meselesinden ileri geldiği, yapılan tahkikat sonucunda anlaşıldığı.
Tarih: 23/B /1313 (Hicrî) Dosya No:109 Gömlek No:53 Fon Kodu: Y..PRK.ASK.
İngiltere Sefareti tercümanlarından Mösyi Şili'nin İzmit ve Adapazarı'na gelmesi ve Ermeni ve Çerkeslerle münasebetlerinin sebebinin tahkikatı neticesinde Ermenileri teşvik etmek maksadında olduğunun anlaşıldığı.
Tarih: 21/M /1324 (Hicrî) Dosya No:529 Gömlek No:6 Fon Kodu: A.}MKT.MHM.
Rusya'nın Kuban vilayetine tabi Çorakapefeski köyündeki Çerkes ahalisinin hicretlerinin kabulü.
Tarih: 29/Z /1327 (Hicrî) Dosya No:81 Gömlek No:44 Fon Kodu: Y..PRK.BŞK.
Çerkeslerin örf, âdet ve dini inançları hakkındaki bazı rivayetlerin doğru olup olmadıklarının araştırılmasına dair sorular.a.g.y.tt

Kaynak: T.C. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü